Giriş yapmadınız.

Dj.Sehzade

Stajyer

  • Konuyu başlatan "Dj.Sehzade"

Mesajlar: 141

Kayıt tarihi: Jan 30th 2007

Konum: Bulutlarýn ötesi

  • Özel mesaj gönder

1

Friday, 9.02.2007, 02:46

HERŞEY SENİN İÇİN DOSTUM

HERŞEY SENİN İÇİN DOSTUM

Çok samimi iki dost ve arkadaşlardı. Fakat bir tanesi çok kurnaz, atılgan ve hareketli, diğeri ise çok saf, dürüst ve sessizdi. Bir gün kurnaz olan arkadaş, diğer arkadaşın yanına giderek işlerinin bozulduğunu söyler ve kendisinden para ister. Samimi dostu onu hiç kırmaz ve elindeki bütün parayı arkadaşına verir. Arkadaşı bu parayla işlerini düzeltir. Bir süre sonra kurnaz olan yine arkadaşının yanına gider ve arkadaşının evlenmek üzere olduğu nişanlısını çok beğendiğini ve kendisine vermesini ister. Arkadaşı çok şaşırır, ne diyeceğini bilemez. Fakat aralarında o kadar kuvvetli bir sevgi vardır ki arkadaşına hayır diyemez, nişanlısını arkadaşına verir. Zaman içinde Saf olanın işleri bozulur ve birden arkadaşı aklına gelir... (ben ona sıkıştığında iyilik yapmıştım diyerek) arkadaşının iş yerine gider ve kendisine çalışması için iş vermesini ister. Arkadaşı ona iş vermez. Bizimki pişmanlık ve üzüntü içinde geri döner ama yine de arkadaşına kızamaz. Bir gün sokakta dolaşırken yanına hasta ve yaşlı bir adam yaklaşır fakir olduğu için ilaç alamadığını söyler. Bizimki yaşlı adamcağıza acır, istediği ilaçları alır ve adamcağıza verir. Kısa bir süre sonra yaşlı adamın öldüğünü duyar. Yaşlı adam çok zengindir ve bütün mirasını kendisine bırakmıştır. Saf adam artık zengindir. Biraz da sevdiği dostuna olan kırgınlığıyla dostunun iş yerinin karşısında bir ev alır ve oraya yerleşir. Bir gün evinin kapısını dilenci bir kadın çalar. Yaşlı kadın çok aç olduğunu, kendisine yemek vermesini ister. Bizim saf hiç düşünmeden kadını içeri alır karnını doyurur, Kimsesi olmadığını öğrendiği kadına; kendisinin de yalnız olduğunu söyler ve bu evde birlikte yaşayalım sen evin işlerini ve yemekleri yaparsın der, yaşlı kadın hiç düşünmeden kabul eder. Bir süre sonra yaşlı kadın bizimkine, kendine uygun bir kız bulup evlenmesini söyler, Bizimki böyle bir kıza nasıl ulaşacağını, kendisinin tanıdığı olmadığını söyler. yaşlı kadın ona uygun bir kız tanıdığını ve kendisiyle görüştürebileceğini söyler. Görüşmeler sonucunda evlenmeye karar verilir ve düğün davetiyeleri basılır. Bizimkisi kırgın olduğu halde çok samimi dostunu yine de unutamamıştır... Biraz da geldiği konumu görmesi açısından samimi arkadaşına da davetiye gönderir. Düğün günü gelir çatar. Saf adam düğün salonunda bir şeyler söylemek isteğiyle mikrofonu alır ve başlar yaşadıklarını anlatmaya Eskiden çok sevdiğim bir dostum vardı. Bir gün işleri bozulunca benden borç para istedi elimdeki bütün parayı verdim. Evlenmek üzere olduğum nişanlımı çok beğendiğini söyleyerek benden istedi. Çok üzülerek onu da kendisine verdim. Çünkü biz gerçek dosttuk onun üzülmesini istemedim. İşlerim bozulduğunda onun fabrikasına gittim ve çalışmak için kendisinden iş istedim. Bana iş vermedi. Çok üzüldüm, ama yine de arkadaşıma kızmadım çünkü biz gerçek dosttuk. Bu konuşma üzerine kurnaz olan arkadaşı daha fazla dayanamaz mikrofonu eline alır ve başlar konuşmaya; Benim de bir zamanlar çok sevdiğim bir dostum vardı. İşlerim bozulduğunda kendisinden para istedim, bütün parasını bana verdi. Sonra ondan nişanlısını istedim, üzülerek nişanlısını da verdi. Nişanlısını istememin nedeni o kadının arkadaşıma layık olmamasıydı. (Hayat kadınıydı ) Kendisi çok saf olduğu için arkadaşımı o kadından bu şekilde kurtardım. İşleri bozulduğunda gelip benden iş istedi, Arkadaşımı kendi emrimde çalıştıramazdım, o yüzden iş vermedim Günün birinde karşılaştığı yaşlı adam benim babamdı. Babam ölmek üzereydi, onu arkadaşımın yanına ben gönderdim ve mirasını ona ben bıraktırdım. Evine gelen dilenci kadın benim annemdi Ona bakıp iyi yaşamasını sağlamak için gönderdim. Şu anda evlenmekte olduğu kişi de benim kız kardeşim. Onu arkadaşımla evlenmesine ben ikna ettim Her şey senin içindi... Hikayeden alınacak ana fikir : İnsan dostu için yaptıklarını mecbur kalmadıkça açıklamaz.. Tüm yakınlık duyduklarınıza bir de bu gözle bakın... Siz fark etmeden sizin için kim bilir neler yaptılar. [sadece sizin

İçin]

)))Sibelimben(((

Orta Düzey

Mesajlar: 485

Kayıt tarihi: Sep 8th 2006

  • Özel mesaj gönder

2

Friday, 9.02.2007, 03:00

Bu hikayeyi daha önce okumustum, bu Ibretlik bir hikaye gercekten!
Cok tessekür ederim bizimle paylastigin icin DJ Sehzade ;)

maxma

Profesyonel

Mesajlar: 2,495

Kayıt tarihi: Nov 23rd 2006

Konum: Evin Bir Kosesi :)

  • Özel mesaj gönder

3

Friday, 9.02.2007, 15:40

Dostluk Cok Önemli Ama Dost Bulmak Zor Ya..

Dj.Sehzade

Stajyer

  • Konuyu başlatan "Dj.Sehzade"

Mesajlar: 141

Kayıt tarihi: Jan 30th 2007

Konum: Bulutlarýn ötesi

  • Özel mesaj gönder

4

Friday, 9.02.2007, 18:02

Dost olmak icin günlerin haftaları,ayların yılları izlemesi gerekir...Tek sey zamandır..Zamanla dost oldugunu dost kazandıgını anlarsın..Tabi bu zaman icinde güven duygusu kendini ön plana cıkarıyo.Tabi bazen zamanda yanılabiliyo..O zaman is güvende bitiyor...

  • "slowcu" bir erkek

Mesajlar: 3,614

Kayıt tarihi: Jun 1st 2007

Konum: İstanbul

  • Özel mesaj gönder

5

Tuesday, 19.06.2007, 22:31

cok dostum oldu ama can dan dostum olmadi :(

kocyazifm

Profesyonel

  • "kocyazifm"  39 bugün yaşında
  • "kocyazifm" bir erkek

Mesajlar: 1,664

Kayıt tarihi: Sep 22nd 2007

Konum: konya

  • Özel mesaj gönder

6

Friday, 4.07.2008, 14:57

Saf [Adem ÖzeL]


Hayata tek taraflı bakmayın ...



zamanın birinde çok iyi iki arkadaş varmış. bu gençlerden biri çok zeki, diğeride biraz saf kalpli(ama aptal değil).. bu iki gencin gerçektende çok sağlam arkadaşlıkları varmış..



günün birinde zeki olarak nitelendirdiğimiz arkadaş çok büyük dara düşüyor hemen arkadaşına koşuyo durumu anlatıyo ve bir miktar borç para istiyor. saf kalpli arkadaşı ona gereğinin 2 misli para veriyo ve bunu borç olarak vermediğini geri almıycağını söyluyo.. daha sonra tabi düşme-kalkma dünyası saf kalpli çocuk dara düşüyo arkadaşına koşuyo durumu anlatıyo istemiyeceğim çalışmalarımı yapmak için senin yanında ufak bir büro versende bana yeter" diyo ama arkadaşı kabul etmiyor.. saf kalpli arkadaş herşeyini kaybediyo sadece kendine ait bir evi kalıyor orda kuru ekmeğe talim bi şekilde hayatını devam ettiriyor.



yine bir gün kuru ekmek yerken yaşlı bi amca evine geliyor ve karnının aç olduğunu söyluyor saf kalpli genç ekmeğini onunla paylaşıyor daha sonra yaşlı amca ordan ayrılıyor. bir müddet sonra öğreniyor ki o gelen yaşlı amca aslında çok zengin bir adammış vefat etmiş ve vasiyetinde mirasının tamamını bu gence verilmesini istemiş.. bu mirasla işlerini yoluna koyuyor eskisinden daha iyi bi konuma geliyor ve zeki arkadaşının evinin tam karşısına muhteşem bir villa yaptırıyor. orada yaşamaya başlıyor..



saf kalpli arkadaşı bi kıza tutuluyo, nişanlanıyor ve yavaş yavaş evlilik hazırlıklarına başlarken eski arkadaşı çıkıyor karşısına nişanlandığı kızı onun sevdiğini söyluyor yani resmen nişanlısını ondan istiyor. saf kalpli arkadaşı da hala arkadaşını çok seviyor ve arkadaşı istedi diye kabul ediyor nişanlısından ayrılıyor.



belli bi süre sonra bir kadın saf kalpli çocuğun evine geliyor. işe ihtiyacı olduğunu ve evinde çalışmasını istediğini söyluyor. saf kalpli gençte "olur yenge hiç olmazsa sıcak çorba görmüş olurum" diyor ve kadın gencin evinde yaşamaya başlıyor.. daha sonra kadın gence;"artık senin evlilik yaşın geldi. benim tanıdığım helal süt emmiş kızlar var evlendirelim seni" diyor. genç de kabul ediyor ve bi kızla nişanlanıyor. evlilik hazırlıklarına başlıyor. herşeye rağmen eski arkadaşını da düğüne davet ediyor..



düğün günü.. tüm konuklar geliyor saf kalpli arkadaş da kürsüye çıkıyor ve başlıyor anlatmaya;



"zamanında çok iyi bi arkadaşım vardı bir gün dara düştü benden borç istedi ben de istediği paranın iki mislini verdim. daha sonra ben dara düştüğümde bana bir büro dahi vermedi. bi kızı sevdim nişanlandım ama o bana nişanlandığım kızı çok sevdiğini ve ayrılmamı istedi ben de ayrıldım. nişanlımı ona verdim. bunları neden söylediğimi bilmiyorum. sadece içimden anlatmak geldi ve anlattım."



apar topar zeki olarak nitelendirdiğimiz arkadaşı kürsüye çıkıyor ve başlıyor konuşmaya;



"arkadaşımın bahsettiği kişi benim söylediklerinde zerre kadar yanlış yoktur. iflasın eşiğine geldiğimde istediğim yardımın iki katını verdi, bir gün benim yanıma geldi benden büro istedi. bende onu bu durumda görmeye dayanamayacağım için ona büro vermedim. evinde bir kuru ekmeğe mahkum olduğunu duydum ona babamı gönderdim bütün mal varlığını ona bıraktı. daha sonra öğrendim ki arkadaşım bi hayat kadınına tutulmuş nişanlanmış. ben de hayat kadınını ondan ayırmak için istedim. o da verdi. sonra yalnız yaşadığını öğrendim annemi ona yemek yapması için gönderdim. şimdi de kardeşimi veriyorum.."
Giden BirGün Geri Dönmek isterse..
Bırakın Dönsün Ki Ne Kaybettiğini Görsün..
www.kocyazifm.com

7

Thursday, 24.06.2010, 20:11

Iki Arkadasin Hikayesi

Ahmet ve Nihat adında iki arkadaş varmış.
Aynı okulda okuyorlarmış. Ahmet İstanbulda yaşayan, evi, arabası yeterince parası olan biriymiş.
Nihat memleketten İstanbula gelmiş zor şartlar altında yaşayarak okuyormuş.

Bunlar zamanla daha da iyi arkadaş olmuşlar. Ahmet Nihatın durumuna üzülüyor yardım yolları
arıyormuş. Nihatı evine almış.Yedirmiş içirmiş. Cebine para koymuş. Üstünü giydirmiş. Kendine aldığı
yeni kıyafetlerini bile ona vermiş. Artık beraber gül gibi yaşayıp gidiyorlarmış.

Bir gün Ahmet camdan dışarı bakıyormuş. Karşıdan gelen uzun süredir hayran olduğu ve yakında açılmak
istediği kızı görmüş. Ve sonra arkadan Nihatın onu takip ettiğini. Nihat eve gelmiş ve Ahmete o
kızdan çok hoşlandığını aralarını yapıp yapamayacağını sormuş. Ahmet kendisinin de ondan
hoşlandığını söyleyememiş. Arkadaşının üzülmesini istememiş çünkü. Aralarını yapmış.

Derken zamanla okul bitmiş. Nihat bir süre sonra Kayseriye vali olmuş. Evi arabası, yatı, katı, bir
sürü parası olmuş. O kızla da evlenmiş.

Ama Ahmet tam tersi. Evini arabasını kaybetmiş. Bütün parası bitmiş. Yatmaya yeri yemeye yemeği
kalmamış. Aç sefil gezerken komşuları,
- Senin bir arkadaşın vardı Nihat diye. O Kayseriye vali olmuş, neden ondan yardım istemiyorsun,
belki sana bir iş verir demişler. Ahmet reddetmiş hemen. Bunu kabullenemem demiş. Komşular ne kadar
ısrar ettiyse de bir türlü kabul ettirememişler.Ahmet için daha zor günler başlamış.
Bakmış olacak gibi değil komşularını dinleyip tutmuş Kayserinin yolunu. Valiliğe gelmiş. Oradaki
odacılardan birine Nihat beyi görmek istiyorum demiş. Odacı Nihat beyin yanına girmiş çıkmış ve
- Sizi görmek istemiyor. demiş.
Nasıl olur demiş Ahmet.
Ona İstanbuldan çok yakın arkadaşın Ahmet geldi deyin.
Odacı tekrar gitmiş ve,
- Nihat bey sizi tanımadığını eğer daha fazla ısrar ederseniz kovduracağını söyledi demiş. Ahmet
duyduklarına inanamamış. Nasıl olur da, yemeyip yedirdiği, giymeyip giydirdiği, sevdiği kızı bile
verdiği can ciğer arkadaşı Nihat onu tanımaz.
Yıkılmış bir şekilde valilikten çıkıp doğru Nihatın evine eskiden hoşlandığı kızın yanına gitmiş.
Belki yardım eder diye. Kapıyı çalmış. Birinin gelip dürbünden kendine baktığını hissetmiş. Ama
kapıyı açmamış kadın. Bir kez daha yıkılmış.

Dışarı çıkıp kendini toplamaya çalışırken yanına yaşlı bir amca yaklaşmış. Ahmetin durumundan çok
etkilenmiş adam. Olayı anlatmasını istemiş. Ahmette olduğu gibi anlatmış. Adam çok üzülmüş. Demiş
ki..
- Bak evladım. Seni çok sevdim. Dürüst bir insana benziyorsun. Bak benim şurada bir sarraf dükkanım
var. Gel istersen benimle çalış. Hem para kazanırsın hem de yatmaya yerin olur. Ahmet hemen kabul
etmiş ve çalışmaya başlamış.

Gel zaman git zaman dükkana başka bir yaşlı amca gelip gitmeye başlamış. Çok iyi arkadaş olmuş
Ahmetle. Bir gün bu yaşlı amca elinde bir kutuyla gelmiş dükkana. Bak ben bir yere gidiyorum. Eğer 3
ay içerisinde dönmezsem bu kutu senindir, istediğin gibi kullan, demiş. Ahmet kutuyu almış, odasında
bir yere koymuş. 3 ay geçmiş, 4 ay geçmiş, 6 ay geçmiş amca hala gelmemiş. Sonunda Ahmet kutuyu
açmaya karar vermiş. Bakmış içinde, elmaslar, mücevherler, altınlar, bir sürü de para varmış. Ne
yapacağını şaşırmış.

Hemen patronuna gidip durumu anlatmış. Patronu da artık o kutunun kendisinin olduğunu istediği gibi
kullanabileceğini söylemiş. Bir de öneride bulunmuş.
- Bak sen bu işi iyice öğrendin. Gel sana bir kuyumcu dükkanı açalım. Gül gibi geçinip gidersin.
Hemen dükkanı açmışlar. Ahmet almış başını yürümüş. Ev, araba, yat, kat. Zengin olmuş kısacası.

Bir gün dükkana bir anne - kız gelmiş. Kızdan hoşlanmış Ahmet. Zamanla görüşmeye başlamışlar, derken
nişanlanmışlar. Düğün vakti gelmiş. Davetiyeler hazırlanırken kız valiyi de çağıralım demiş. Ahmet
kabul etmemiş. Nasıl olur demiş kız. Biz bu şehrin ileri gelenlerindeniz, valiyi çağırmasak olur mu?
Ahmet yine kabul etmemiş. Kız ısrarla neden böyle davrandığını sorduğunda anlatmış Ahmet. Sorunun bu
şekilde çözülmeyeceğini söylemiş kız. Biz çağıralım, o yaptığından utansın demiş. Ve ona da bir
davetiye yazmışlar. Düğün günü gelmiş çatmış. Davetliler tek tek gelirken heyecan içindeymiş Ahmet.
Nihatın gelip gelmeyeceğini düşünüyormuş.
Derken, eşiyle kapıda görünmüş Nihat. Ahmet, ilk başlarda göz göze gelmemeye çalışmış. Nihat ne yana
gitse öbür tarafa kaçıyormuş Ahmet. Hiç göz göze gelmemeye çalışıyormuş.

Dayanamamış birden. Piste çıkmış, almış mikrofonu eline. Başlamış anlatmaya. Zamanında ben durumum
iyiyken sevgili valimiz Nihat beyle aynı okulda okuyorduk. O zamanlar Nihat beyin durumu bu kadar
iyi değildi. Nihatı evime aldım. Yemedim yedirdim, giymedim giydirdim. Sevdiğim kızı bile ona
verdim. Bir gün benim durumum kötüleşti. Elimde avucumda ne varsa kaybettim. O kadar zor durumdaydım
ki Nihata yardım istemeye gittim. Ama o beni tanımadığını söyledi, kovdurdu. Oradan çıkıp eşinin
yanına gittim. Ama o kapıda benim olduğumu bildiği halde kapıyı açmadı. Şok olmuştum. Dışarıya çıkıp
kendime gelmeye çalıştığım anda bir amcayla karşılaştım. Sağ olsun bana bir iş, yatacak bir yer
verdi. Orada çalışırken çevrem genişledi. Başka bir amcayla tanıştım. Gel zaman git zaman o amca
elinde bir kutuyla geldi yanıma. Bir yere gideceğini 3 ay içerisinde dönmezse kutunun benim
olacağını söyledi. Gelmedi. Kutuyu açtım. İçinde beni bugünlere getiren yüklü eşyalarla ve paralarla
karşılaştım. Sonra kendime bir kuyumcu dükkanı açtım. Orada sevgili nişanlımla tanıştım. Ve
evleniyorum.

Anlattıklarım yalansa yalan desin Nihat bey demiş ve bırakmış mikrofonu.

Herkes şaşkınlık içinde Nihat Beye dönmüş. Acıyarak bakmışlar bir Ahmete, bir Nihata. Nihat bir
cevap verme zorunda kalmış. Almış mikrofonu. Başlamış anlatmaya. Evet Ahmetin söylediklerinin hepsi
doğrudur. Yalan diyemem. Zamanında bana çok yardım etti, hakkını ödeyemem. Sağ olsun benim mutlu bir
evlilik yapmama öncülük etti. Ama eşimi zamanında sevdiğini bilmiyordum. Durumunun kötüye gittiğini,
bir gün bana geleceğini biliyordum. Hep o günü bekledim. Ve sonunda geldi. Onu kapıdan kovdurdum
doğrudur. Ama niye kovdurdum. Eğer ben o zaman ona yardım etseydim gururuna yediremeyecekti. Belki
de bir süre sonra intihar edecekti. İyi bir arkadaşımı kaybetmek istemem. Buradan çıktıktan sonra
direk eşime gideceğini biliyordum. Hemen eşime telefon açtım. Ona Ahmetin geleceğini, kapıyı
açmamasını söyledim. Açmadı. Derken bizim evin karşısında bir sarraf dükkanı işleten arkadaşım var.
Ona hemen telefon açtım. Bizim evden çıkan bir adam görürse onu işe almasını yardımcı olmasını
istedim. İşe aldı, yatacak yer verdi. Bir gün babamı gönderdim ona. Can yoldaşlığı etsin diye. İyi
arkadaş oldular. Sonra babama bir kutu verdim Ahmete versin diye. O kutu babamın değildi. Benim de
değildi. O zaten Ahmetindi. Ona borcumu hiçbir zaman ödeyemem. Ahmet kutuyu aldı. İyi kullandı ve
bugünlere geldi. Bir gün annemle kız kardeşimi gönderdim. Durumu nedir bir kontrol edin diye. Orada
birbirlerini görüp aşık olmuşlar, evleniyorlar. Bırakmış mikrofonu. Ahmetle beraber herkes şaşkınlık
içinde kalmış. Bir an göz göze gelmişler. Derken birbirlerine sarılıp özür dilemişler.

Güzel bir düğün olmuş, beraberce mutlu yaşamışlar.
Kaçabilirsiniz ancak saklanamazsınız.!

yoncam

Jüri

  • "yoncam" bir kadın

Mesajlar: 6,319

Kayıt tarihi: May 26th 2012

  • Özel mesaj gönder

8

Monday, 31.03.2014, 13:44

Hayatin Gerçekleri

İKİ DOSTUN ÖYKÜSÜ
Çok samimi iki dostlardı. Fakat bir tanesi çok kurnaz atılgan ve hareketli, diğeri ise çok saf, dürüst ve sessizdi. Bir gün kurnaz olan arkadaş , diğer arkadaşın yanına giderek işlerinin bozulduğunu söyler ve kendisinden para ister. Samimi dostu onu hiç kırmaz ve elindeki bütün parayı arkadaşına verir. Arkadaşı bu parayla işlerini düzeltir. Bir süre sonra kurnaz olan yine arkadaş...ının yanına gider ve arkadaşının evlenmek üzere olduğu nişanlısını çok
beğendiğini ve kendisine vermesini ister. Arkadaşı çok şaşırır, ne diyeceğini bilemez.Fakat aralarında o kadar kuvvetli bir sevgi vardır ki arkadaşına hayır diyemez, nişanlısını arkadaşına verir.

Zaman içinde Saf olanın işleri bozulur ve birden arkadaşı aklına gelir ben ona sıkıştığında iyilik yapmıştım diyerek arkadaşının iş yerine gider ve kendisine çalışması için iş vermesini ister. Arkadaşı ona iş vermez. Bizimki pişmanlık ve üzüntü içinde geri döner ama yinede arkadaşına kızamaz. Bir gün sokakta dolaşırken yanına hasta ve yaşlı bir adam yaklaşır. Fakir olduğu için ilaç alamadığını söyler. Bizimki yaşlı adamcağıza acır, istediği ilaçları alır ve adamcağıza verir. Kısa bir süre sonra yaşlı adamın öldüğünü duyar. Yaşlı adam çok zengindir ve bütün mirasını kendisine bırakmıştır.

Saf adam artık zengindir. Biraz da sevdiği dostuna olan kırgınlığıyla dostunun iş yerinin karşısında bir ev alır ve oraya yerleşir. Bir gün evinin kapısını dilenci bir kadın çalar. Yaşlı kadın çok aç olduğunu, kendisine yemek vermesini ister. Bizim saf hiç düşünmeden kadını içeri alır karnını doyurur, Kimsesi olmadığını öğrendiği kadına; Kendisinin de yanlız olduğunu söyler ve bu evde birlikte yaşıyalım sen evin işlerini ve yemekleri yaparsın der, yaşlı kadın hiç düşünmeden kabul eder. Bir süre sonra yaşlı kadın bizimkine, kendine uygun bir kız bulup evlenmesini söyler. Bizimki böyle bir kızı nasıl bulacağını, kendisinin tanıdığı olmadığını söyler.Yaşlı kadın ona uygun bir kız tanıdığını ve kendisiyle görüştürebileceğini söyler. Görüşmeler sonucunda evlenmeye karar verilir ve düğün davetiyeleri basılır. Bizimkisi kırgın olduğu halde çok samimi dostunu yinede unutamamıştır. Biraz da geldiği konumu görmesi açısından samimi arkadaşına da davetiye gönderir .
Düğün günü gelir çatar. Saf adam düğün salonunda bir şeyler söylemek isteğiyle mikrafonu alır ve başlar yaşadıklarını anlatmaya; Eskiden çok sevdiğim bir dostum vardı. Bir gün işleri bozulunca benden borç para istedi elimdeki bütün parayı verdim. Evlenmek üzere olduğum nişanlımı çok beğendiğini söyleyerek benden istedi. Çok üzülerek onu da kendisine verdim . Çünkü biz gerçek dosttuk onun üzülmesini istemedim. işlerim bozulduğunda onun fabrikasına gittim ve çalışmak için kendisinden iş istedim. Bana iş vermedi. çok üzüldüm, ama yinede arkadaşıma kızmıyorum. Çünkü biz gerçek dosttuk. Bu konuşma üzerine kurnaz olan arkadaşı daha fazla dayanamaz mikrofonu eline alır ve başlar konuşmaya;
Benim de bir zamanlar çok sevdiğim bir dostum vardı.
İşlerim bozulduğunda kendisinden para istedim, bütün parasını bana verdi.
Sonra ondan nişanlısını istedim, üzülerek nişanlısını da verdi. Nişanlısını istememin nedeni o kadının arkadaşıma layık olmamasıydı (Hayat kadınıydı)
Kendisi çok saf olduğu için arkadaşımı o kadından bu
şekilde kurtardım. İşleri bozulduğunda gelip benden iş
istedi, Arkadaşımı kendi emrimde çalıştıramazdım, o yüzden iş vermedim.
Günün birinde karşılaştığı yaşlı adam benim babamdı. Babam ölmek
üzereydi, onu arkadaşımın yanına ben gönderdim ve mirasını ona ben bıraktırdım. Evine gelen dilenci kadın benim annemdi. Ona bakıp iyi yaşamasını sağlamak için gönderdim. Şu anda evlenmekte olduğu kız de benim kız kardeşim. Onu arkadaşımla evlenmesine ben ikna ettim.
Herşey senin içindi...

İnsan dostu için yaptıklarını mecbur kalmadıkça açıklamaz..

Tüm yakınlık duyduklarınıza bir de bu gözle bakın...
Siz farketmeden sizin için kim bilir neler yaptılar...



Ben İnsanlığı İnsanlardan Öğrendim !!!