Giriş yapmadınız.

Sayın ziyaretçi, AllaTurkaa sitesine hoş geldiniz. Eğer buraya ilk ziyaretiniz ise lütfen yardım bölümünü okuyunuz. Böylece bu sitenin nasıl çalıştığı konusunda ayrıntılı bilgilere ulaşabilirsiniz. Eğer sitenin tüm olanaklarından faydalanmak istiyorsanız, kayıt yaptırmayı düşünmelisiniz. Bunun için kayıt formunu kullanabilir ya da bu bağlantıya giderek kayıt işlemi hakkında daha fazla bilgi alabilirsiniz. Eğer önceden kayıt yaptırdıysanız buradan giriş yapabilirsiniz.

1

Tuesday, 1.08.2017, 12:24

Nasreddin Hoca Fıkraları

SIĞ SUDA YÜZMEK

Nasreddin Hoca bir gün evine
dönerken taşa takılmış ve su birikintisine yüzüstü düşmüş. Hoca'yı bu halde
gören bir adam:

" Oldu mu Hoca, bir karış suda
yüzülür mü? Madem yüzecektin derede yüzseydin, demiş.

Bunun üzerine Hoca:

" Derede herkes yüzer. Önemli
olan, böyle sığ suda yüzmektir, diyerek cevabı yapıştırmış.




SEBZELİ KAVUK ÇORBASI

Nasreddin Hoca kuyunun başında
durmuş aşağı bakarken kavuğunu düşürmüş. Kuyu derin inip alamaz. Kavuksuz eve
gidemez. Soran olsa kavuğumu düşürdüm diyemez. Alay ederler. Bahçeden marul,
maydanoz koparmış. Küçük parçalar halinde kuyuya atmaya başlamış. Burada ne
yapıyorsun Hoca, diye soranlara, akşam yemeği için, sebzeli kavuk çorbası
hazırlıyorum, demiş.

Adamlar, kuyuya bakıp, olabilir,
deyip gitmişler. Hava karardıktan sonra Hoca kimselere görünmeden evine varmış.



HOCA ORMANDA KAYBOLDU

Nasreddin Hoca, Çarıklı Köyü'ne
giderken ormanda kaybolmuş. Birkaç adamla karşılaşmış ama adamlar kaybolduğuna
inanmamışlar.

" Koskoca Nasreddin Hoca ormanda
kaybolmaz.. Sen buraları avcunun içi gibi bilirsin," demişler.

Nasreddin Hoca bakmış olmayacak
fikir değişikliğine giderek diğer karşılaştığı adamlara, nereye gidiyorsunuz?
diye sormuş. Bir iki derken, üçüncü adam Çarıklı Köyü'ne gidiyorum, demiş.

Bunun üzerine Hoca, hah, ben de o
köye gidiyordum, deyip adamla birlikte köye gitmiş.



YALAN SÖYLEME YARIŞMASI

Akşehir'de en iyi yalan söyleme
yarışması düzenlenir. Yarışmaya Nasreddin Hoca da katılır. Yarışmacılar, sırayla
birer yalan söylerler. Sıra Hoca'ya gelince şu yalanı söyler:

" Ben büyük bir yalancıyım.
"
Nasreddin Hoca'yı doğru sözlü olarak
tanıyan halk jürisi, Hoca'yı birinci seçer. Böylece Hoca ödül olarak verilen
eşeğe biner ve evine doğru yola koyulur.



PAPAĞAN

Nasreddin Hoca pazarda görüp
beğendiği fiatı yirmi akçe olan konuşkan papağanı uzun pazarlıktan sonra beş
akçeye alır. Fakat papağanı evde bir türlü konuşturamaz.

" Ey papağan, neden böyle
yapıyorsun? diye sorar.

Papağan:

" Bak Hoca, beni ucuza kapatıp
beş akçeye aldın. Dünyada bir tek uyanık sen misin? Eski sahibimi buraya getir.
Gözümün önünde on beş akçeyi ver. Söz sana sabah akşam susarsam namerdim.
"

Hoca adamı bulup evine getirir ve papağanın önünde on beş akçeyi verir. Bunun
üzerine papağan neşelenir ve konuşmaya başlar. Anlatır da anlatır. Dört gün
sonra Hoca çaresiz papağana yalvarır:

" Papağan, ne olur, sus artık!.
Günlerdir uyuyamadım. Al şu iki akçeyi, " der. Papağan akçeleri alır ve
susar. Nasreddin Hoca uykuya dalar ve ertesi güne kadar deliksiz bir uyku
çeker.



ARAZİ ANLAŞMAZLIĞI

Nasreddin Hoca, Akşehir'de kadılık
yaparken birbirlerinden şikayetçi olan iki adam huzura gelir. Biri, bana borcu
vardı, ödemedi. Ben de borcuna karşılık tarlasının bir kısmını çitle çevirdim,
der. Öteki, doğru, borcum var, ödeyemedim ama tarlamın bir kısmını sahiplenmesi
doğru değil, der. Hoca olay yerine iki adam ve şahitlerle gider. Çiti kaldırtır.
Alacağın var ama böyle yapman yanlış, der. Borcu olan adama, sen de borcunu
öde, der. Adam, param yok, der. Nasreddin Hoca, paran yok ama malın var.
Tarladaki buğdayı sat, der. Orada bulunan şahitlerden ve meraklı köylülerden
buğdayı satın alan çıkmaz.

Bunun üzerine Hoca tarladaki buğdayı
ortalama bir fiata satın alır. Adam, paranın bir kısmıyla borcunu öder.
Böylelikle mesele tatlıya bağlanır. Olanlar kısa zamanda Akşehir'de kulaktan
kulağa yayılır. Herkes, bravo şu Nasreddin Hoca'ya, der.

Davaların kısa sürede
sonuçlanmasının ve adaletin yerini bulmasının halkın yararına olduğu bir kez
daha anlaşılır.



YÜZME YARIŞLARI

Nasreddin Hoca sofraya oturmuş.
Bakmış çorba tasında iki sinek. Hanımına seslenmiş:

" Hatun koş, yüzme yarışları
başladı. "



AYRAN NİYETİNE

Nasreddin Hoca yoğurt yerken, tahta
kaşığı kırılmış. Çaresiz tabağı kafaya dikmiş. Onu bu halde gören hanımı:

" Hoca, bu ne hal? Yoğurt öyle yenir miymiş? "
deyince Nasreddin Hoca:

" Kaşık kırılınca yoğurdu ayran
niyetine içesim geldi. " demiş.



HOCA'NIN HANIMI HORLUYOR

Gecenin bir vakti hanımı horlarken,
Nasreddin Hoca'yı uyku tutmamış. Aradan bir saat geçmiş. Duvarlar sallanmaya
başlayınca hanımı aniden uyanmış, yatakta oturumuna gelmiş:

" Hoca, gürültüye uyandım. Ben
horluyor muydum? " diye sormuş.

Hoca:

" Ne horlaması, hanım? Gök
gürledi. Belli yağmur yağacak. " demiş.


HOCA HAVUZA DÜŞÜYOR

Nasreddin Hoca, içinde balık var mı
diye bakarken, havuza düşmüş. Başlamış feryat etmeye:

" İmdat! Yardım edin,
boğuluyorum. "

Kimse oralı olmamış. Adamın biri:

" Hocam, sen yüzme biliyordun
ya, " demiş.

Bunun üzerine Nasreddin Hoca:

" Doğru, nasıl da unutmuşum?
" demiş ve iki kulaç atmış ve havuzdan çıkmış.


SON

Benzer konular