You are not logged in.

Dear visitor, welcome to AllaTurkaa. If this is your first visit here, please read the Help. It explains in detail how this page works. To use all features of this page, you should consider registering. Please use the registration form, to register here or read more information about the registration process. If you are already registered, please login here.

1

Friday, June 11th 2010, 4:44pm

"kahve falı"

Zehra evde tek başına oturuyordu. Yoldan arkadaşı Aysel in geçtiğini gördü.
Hayrola, nereye böyle? diye sordu.
Çarşıya gidiyorum dedi Aysel.
Çarşıya sonra gidersin. Gel iki çift laf edelim.
İşim var ama...
İş kaçmıyor ya! Bizim gibilerin işi bitmez. Biri bitmeden öbürü eklenir. Gel biraz soluklan. Çarşıya sonra gidersin. Beş on dakika sonra gidersen ne kaybedersin?
Aysel durdu düşündü. Ne yapacağını bilemedi.
Köpükleri taştı gel
Gitti yârim gelmedi
Gözyaşlarım oldu sel.
Aysel arkadaşını daha fazla bekletip üzmek istemedi. Hem mis gibi bir dibek kahvesi içmek fena olmayacaktı. Zehra nın yanına geldi. Öpüşüp koklaştılar, hal hatır sordular, gülüştüler, oradan buradan konuştular. Zehra mis gibi kokan kahveleri getirdi, höpürdete höpürdete içtiler, lale sümbül biçtiler. Kahveyi içtikten sonra sıra fal bakmaya geldi. Zehra fincanını kapatırken, Neyse halim, o çıksın falım dedi.
Aysel, Öyle demeyeceksin diye itiraz etti.
Ya ne diyeceğim?
Şöyle diyeceksin: İçtiğim kahvedir/ Etrafı telvedir/ Ey kahve perisi/ Gönlümdekini bildir. Anladın mı? Hadi söyle bakalım, yoksa falına bakıvermem.
Ayol bu kahvenin cini, perisi mi var?
Var tabii ya.
Bir yaşıma daha girdim. Peki ne diyor bu cin?
Cin değil peri. Cinlere memiş hoca bakıyor.
Hangi memiş bu, yemiş içmiş, borcunu ödememiş memiş mi?
Tam üstüne bastın. Kaldır ayağını diyen Aysel fincanın içine bakarak konuşmaya başladı. Öyle ciddi bir tavrı vardı ki, gören üniversitede konferans veriyor sanırdı...
Azıcık canın sıkılmış, yüreğin kabarmış. Bir yol görünüyor. Üç vakte kadar eline mektup, para gibi bir şey geçecek. Gönlüne ay doğacak, sıkıntın bitecek gibi bilinen lafları söyledikten sonra arkadaşına döndü, gülerek, Şiirli bir fal öğrendim ben. Söyleyivereyim mi?diye sordu. Başını salladı Zehra.
Söyle kardeş söyle, dedi. İç açıcı bir şey söyle yalnız. Canım sıkılmasın.
Orasını bilemem. Ne görüyorsam onu söylerim ben. Torpil geçemem.
Zehra, Senden torpil isteyen mi var? diyecekti ama sustu. Arkadaşını kızdırırsa fal bakmaktan vazgeçiverirdi belki.
Bak bakalım. Bizim hayırsızdan bir haber var mı? diye sordu yalvarırcasına.
Aysel şiirli falına başladı:
Falın fal olmuş, yediğin bal olmuş
Sen böyle değildin, sana bir hal olmuş.
Gönlünde gül açacak, etrafa koku saçacak,
Koklamasını bilmezsen dikenleri batacak!
Gözünü dört açmazsan, küpünü doldurmazsan
Çeşmen boşa akacak, talih kuşun uçacak.
Eğer onu kırmışsan, dırdır edip durmuşsan
Canını da yakmışsan, kavuşman zor olacak.
Ama sakın üzülme, bir köşeye büzülme.
******

"alıntı"

Similar threads