Giriş yapmadınız.

Sayın ziyaretçi, AllaTurkaa sitesine hoş geldiniz. Eğer buraya ilk ziyaretiniz ise lütfen yardım bölümünü okuyunuz. Böylece bu sitenin nasıl çalıştığı konusunda ayrıntılı bilgilere ulaşabilirsiniz. Eğer sitenin tüm olanaklarından faydalanmak istiyorsanız, kayıt yaptırmayı düşünmelisiniz. Bunun için kayıt formunu kullanabilir ya da bu bağlantıya giderek kayıt işlemi hakkında daha fazla bilgi alabilirsiniz. Eğer önceden kayıt yaptırdıysanız buradan giriş yapabilirsiniz.

  • "zeynoo35" bir kadın

Mesajlar: 8,423

Kayıt tarihi: Jan 7th 2012

  • Özel mesaj gönder

21

Tuesday, 5.03.2013, 09:05

Atatürk spor ile ilgili kısa sözleri


Dünya spor hayatı ve spor dünyası çok mühimdir. Bu kadar mühim olan spor hayatı, bizim için daha mühimdir. Çünkü ırk meselesidir, ırkın ıslahı ve kişayişi meselesidir ve hatta biraz da medeniyet meselesidir.

Spor, yalnız beden kabiliyetinin bir üstünlüğü sayılmaz. İdrak ve ahlak da bu işe yardım eder. Zeka ve kavrayışı kısa olan kuvvetliler, zeka kavrayışı yerinde olan daha az kuvvetlilerle başa çıkamazlar. Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim.

Spor, yalnız beden kabiliyetinin bir üstünlüğü sayılmaz. İdrak ve ahlak da bu işe yardım eder. Zeka ve kavrayışı kısa olan kuvvetliler, zeka kavrayışı yerinde olan daha az kuvvetlilerle başa çıkamazlar. Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim.

Türk çocuklarına sporun bugünkü tekniğini öğretmek ve bunlardan bir kısmını bazı törenlerde ve bayramlarda dekor olarak koymak gerekir.

Her boy ölçüşmede arkalarında Türk Milletinin bulunduğu ve Millet şerefini düşünmelerini Türk sporcularına meslek düsturu olarak kaydediyorum.

Dünya spor hayatı ve spor dünyası çok mühimdir. Bu kadar mühim olan spor hayatı,
bizim için daha mühimdir. Çünkü ırk meselesidir, ırkın ıslahı ve kişayişi
meselesidir ve hatta biraz da medeniyet meselesidir.

Sporda başarılı olmak için bütün milletçe sporun niteliği ve değeri anlaşılmış
olmak ve ona kalpten sevgiyle bağlanmak ve onu vatani görev saymak gerekir.

Akıllı olup dünyanın kahrını çekmektense,deli ol dünya senin kahrını çeksin.

  • ".CANKIZ*." bir kadın

Mesajlar: 9,282

Kayıt tarihi: Oct 15th 2011

  • Özel mesaj gönder

22

Friday, 31.05.2013, 23:42




BİR AĞAÇ KESİLMESİN DİYE !

21 Ağustos 1929' da Bursa' ya gitmek üzere Ertuğrul Yatı ile İstanbul'dan hareket eden Atatürk Yalova sahilinden geçerken dallarını özgürce uzatmış, başı dik asırlık bir çınar ağacını görür. Atatürk yatından inerek, çınar ağacının olduğu yere çıkar, sırtını gövdesine dayanarak gölgesinde oturur. Sonrasında Atatürk' ün isteği üzerine çınar ağacının yanında yapımına başlanan köşk, Eylül ayında tamamlanır. Atatürk bir gün Millet Çiftliği içinde yer alan bu köşk' e geldiğinde, köşkün hemen yanındaki Ulu Çınar ağacının dallarını kesmeye çalışan bir bahçıvan ile karşılaşır. Hemen bahçıvanı yanına çağırarak bunun nedenini sorar. Görevli bahçıvanın cevabı şöyledir: Ağacın dalları uzamış binanın duvarına dayanmıştır. Aldığı cevaptan tatmin olmayan Atatürk, düşünülmesi bile imkânsız olan bir emir verir: “AĞAÇ KESİLMEYECEK. BİNA KAYDIRILACAK.” Görev İstanbul Belediyesi Fen İşleri Yollar-Köprüler Şubesi’ne verilir. Sorumlu baş mühendis Ali Nuri (ALNAR) binanın temellerini açtırır. Temellerin altına zor ve çok yavaş ta olsa raylar döşenir. Bina rayların üzerinde doğuya doğru 4 m kaydırılır. 11 Ağustos 1936 günü yapılan bu işlemi yanında bulunan kız kardeşi Makbule Hanım, Affet Hanım, Yunus Nadi, Muhafız K. İsmail Hakkı, Yaver B.N.B. Nasuhi Bey ve diğer ilgililerle baştan sona izler. Yapılan bu olağanüstü ve riskli iş sonunda Ulu Çınar Ağacıda kesilmekten kurtulur.
'' Söz Vardır Asalet Dolu , Söz Vardır Rezillik Diz Boyu...''

TurkEce/GnL

[Forum Ablası]

  • "TurkEce/GnL" bir kadın
  • Konuyu başlatan "TurkEce/GnL"

Mesajlar: 47,568

Kayıt tarihi: Sep 16th 2010

Konum: TC İstanbul/allaturkaa

  • Özel mesaj gönder

23

Friday, 31.05.2013, 23:46

:rolleyes: Çok sağol ablam tam zamanı :1alkis: Atatürk'ün torununa sevgilerimle :gulver:

  • ".CANKIZ*." bir kadın

Mesajlar: 9,282

Kayıt tarihi: Oct 15th 2011

  • Özel mesaj gönder

24

Friday, 31.05.2013, 23:49

Bencede ablam sende sağ olll ;) :gulver:
'' Söz Vardır Asalet Dolu , Söz Vardır Rezillik Diz Boyu...''

  • ".CANKIZ*." bir kadın

Mesajlar: 9,282

Kayıt tarihi: Oct 15th 2011

  • Özel mesaj gönder

25

Saturday, 1.06.2013, 19:10




İsmet İnönü sorar, "Kemal sana göre dünyanın en zor işi nedir?"
Atatürk cevap verir, "Türk milletini ayağa kaldırmak, en çok bu işte zorlandım, Şimdi bana bundan daha zor bir iş var mı diye sor." der.
İsmet İnönü sorar, Atatürk de cevap verir.
"HAREKETE GEÇİNCE BU MİLLETİ DURDURMAK!!!"
'' Söz Vardır Asalet Dolu , Söz Vardır Rezillik Diz Boyu...''

TurkEce/GnL

[Forum Ablası]

  • "TurkEce/GnL" bir kadın
  • Konuyu başlatan "TurkEce/GnL"

Mesajlar: 47,568

Kayıt tarihi: Sep 16th 2010

Konum: TC İstanbul/allaturkaa

  • Özel mesaj gönder

26

Saturday, 15.06.2013, 09:55


Atatürk bir okula gitmişti. Her zaman olduğu gibi bütün çocuklar etrafını sardı. Hepsi sevinç içinde onu alkışlıyordu. Yalnız küçük bir çocuk bir kenara çekilmi…ş, ilgisiz gibi duruyordu. Bu durum Atatürk’ün gözünden kaçmadı. Onu yanına çağırdı:

- Çocuğum, neden durgunsun ? Bir derdin mi var ?
Hasta mısın ?
Çocuk: - Bir şeyim yok efendim. Çocuk arkasını döndü, gözlerinden akan yaşları gizlice sildi.
Atatürk: - Niçin ağlıyorsun yavrum ? Sen ağlayınca ben çok
üzülüyorum.
Küçük çocuk, o vakit yaşlı gözlerini Atatürk’e çevirdi:
- Atam, seni böyle yakından görmek isterdik. Geldin, gördük, sevindik. Ama artık sıramızı savdık. Bir daha seni ne zaman göreceğiz ? Ona ağlıyorum.

Atatürk oradaki çocuklara baktı:

- Beni ne zaman görmek isterseniz aynaya bakın. Siz Türk çocukları benim birer parçamsınız. Ben de sizin…

TurkEce/GnL

[Forum Ablası]

  • "TurkEce/GnL" bir kadın
  • Konuyu başlatan "TurkEce/GnL"

Mesajlar: 47,568

Kayıt tarihi: Sep 16th 2010

Konum: TC İstanbul/allaturkaa

  • Özel mesaj gönder

27

Thursday, 20.06.2013, 14:14


“Yöneticiler, iktidara saltanat sürmek için değil, millete hizmet için getirilmişlerdir.
Ulusa karşı olan görevlerini kötüye kullandıkları takdirde, şu ya da bu biçimde ulusal iradenin kendi haklarında vereceği kararla karşılaşırlar.
Ulus tarafından, ulus adına devleti yönetmeye yetkili kılınanlar, gerektiğinde ulusa hesap vermek zorunda olduklarını bilmelidirler.”
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

TurkEce/GnL

[Forum Ablası]

  • "TurkEce/GnL" bir kadın
  • Konuyu başlatan "TurkEce/GnL"

Mesajlar: 47,568

Kayıt tarihi: Sep 16th 2010

Konum: TC İstanbul/allaturkaa

  • Özel mesaj gönder

28

Friday, 6.09.2013, 13:43


TurkEce/GnL

[Forum Ablası]

  • "TurkEce/GnL" bir kadın
  • Konuyu başlatan "TurkEce/GnL"

Mesajlar: 47,568

Kayıt tarihi: Sep 16th 2010

Konum: TC İstanbul/allaturkaa

  • Özel mesaj gönder

29

Monday, 16.09.2013, 18:55



Milli Eğitim'in gayesi yalnız hükümete memur yetiştirmek değil, daha çok memlekete ahlâklı, karakterli, cumhuriyetçi, inkılâpçı, olumlu, atılgan, başladığı işleri başarabilecek kabiliyette, dürüst, düşünceli, iradeli, hayatta rastlayacağı engelleri aşmaya kudretli, karakter sahibi genç yetiştirmektir.
Bunun için de öğretim programları ve sistemleri ona göre düzenlenmelidir.

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

TurkEce/GnL

[Forum Ablası]

  • "TurkEce/GnL" bir kadın
  • Konuyu başlatan "TurkEce/GnL"

Mesajlar: 47,568

Kayıt tarihi: Sep 16th 2010

Konum: TC İstanbul/allaturkaa

  • Özel mesaj gönder

30

Saturday, 9.11.2013, 22:50



Mustafa Kemal'in Çanakkale Savaşı'nda hayatını kaybeden Avustralya ve Yeni Zellanda'lı askerlerin annelerine 1934 yılında yazdığı mektup:

“Uzak memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar; Burada dost bir vatanın toprağındasınız.
Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçikle yan yana, koyun koyunasınız.
Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar; Göz yaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bağrımızdadır.
Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır.
Bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır”

Avustralya'daki Mustafa Kemal Anıtı'nda bu satırlar yazılıdır.

Tarihte düşman askerlerin annelerine yazılmış ilk ve tek mektuptur.
Ayrıca yenildiği savaşta karşı tarafın kumandanına dikilen ilk anıttır.

TurkEce/GnL

[Forum Ablası]

  • "TurkEce/GnL" bir kadın
  • Konuyu başlatan "TurkEce/GnL"

Mesajlar: 47,568

Kayıt tarihi: Sep 16th 2010

Konum: TC İstanbul/allaturkaa

  • Özel mesaj gönder

31

Saturday, 9.11.2013, 23:10


Atatürk'ün vefat ederken söylediği son söz...

İnsanın karşılaşacağı ölüm gerçeğinin son saniyeleri
geldiğinde, o sırada yanında bulunanlardan Dr. Neşet Ömer bey “Dilinizi göreyim efendim. Lütfen
dilinizi dışarıya doğru çıkartın” diye telaşlanırken,
Atatürk, Dr. Neşet Ömer gülümsedi;
“ VE ALEYKÜMÜSSELAM ” diyerek gözlerini kapatmıştır.

(Kılıç Ali’nin Anıları Sh 659. Hulusi TURGUT)

Peki, o sırada Atatürk’ün yanında bulunanlar telaş ve çaresizlik içerisinde kıvranırlarken,
hiç gereği yokken Atatürk’ün “VE ALEYKÜMÜSSELAM” demesinin anlamı ne olabilir diye bir soru akla gelebilir.
Böyle bir sorunun yanıtını Kur’an ayetlerinden öğrenelim. İşte Kur’an’ın söyledikleri:
“ İyiliklerini içeren kitabı sağ tarafından verileceklere, melekler: ‘SELAMÜN ALEYKE’ derler. (Vakıa Suresi 90,91)

atardamar

Profesyonel

  • "atardamar" bir erkek

Mesajlar: 704

Kayıt tarihi: Jun 29th 2009

Konum: samsun

  • Özel mesaj gönder

32

Saturday, 9.11.2013, 23:16

Atam Sen Rahat Et

ATAM SEN RAHAT ET
Bir sonbahar gününde bizleri
Bizleri bırakıp gitmişsin
Her Türkün kalbinde
Bir yer edinmişsin

Atam her 10 kasımda
Bu millet seni anar
Saat dokuzu beş geçe
Her Türk sana ağlar

Bu vatan sana emanet
Atam sen yerinde rahat et
Biz Türk çacukları var oldukça
Seni unutmaz bu millet.
http://www.damar01fm.blogspot.com/

TurkEce/GnL

[Forum Ablası]

  • "TurkEce/GnL" bir kadın
  • Konuyu başlatan "TurkEce/GnL"

Mesajlar: 47,568

Kayıt tarihi: Sep 16th 2010

Konum: TC İstanbul/allaturkaa

  • Özel mesaj gönder

33

Saturday, 9.11.2013, 23:39



"Birçok zaferler kazandım fakat bunların en büyüğünden sonra bile her akşam,
savaş alanlarında ölen bütün askerleri düşünerek içimden derin bir keder duyuyorum.”
Sözleri asker Atatürk`ün ezilen ulusların haklı savaşına karşın, insana verdiği önemi gösteren ifadelerden biridir.

TurkEce/GnL

[Forum Ablası]

  • "TurkEce/GnL" bir kadın
  • Konuyu başlatan "TurkEce/GnL"

Mesajlar: 47,568

Kayıt tarihi: Sep 16th 2010

Konum: TC İstanbul/allaturkaa

  • Özel mesaj gönder

34

Saturday, 9.11.2013, 23:47



Atatürk Ramazan Ayında Hafızlara Sesleniyor

"Sayın hafızlar,
içinde bulunduğumuz bu kutsal ay içinde camilerde okuyacağınız mukabelelerin tamamını okuduktan sonra Türkçe olarak da cemaate açıklayacaksınız.
İncil’de Arapca yazılmış ama sonradan bütün dillere tercüme edilmiştir. Bir İngiliz İncilini İngilizce, bir Alman İncilini Almanca okur.
Herkes okunan mukabelelerin manasını anlarsa dinine daha çok bağlanır."

TurkEce/GnL

[Forum Ablası]

  • "TurkEce/GnL" bir kadın
  • Konuyu başlatan "TurkEce/GnL"

Mesajlar: 47,568

Kayıt tarihi: Sep 16th 2010

Konum: TC İstanbul/allaturkaa

  • Özel mesaj gönder

35

Saturday, 9.11.2013, 23:58



Kral Edvard İstanbul'a geldiği zaman,yatından bir motora binerek Dolmabahçe Sarayına yanaştı.
Atatürk rıhtımda onu bekliyordu.Deniz dalgalıydı.Kralın bindiği motor,inip çıkıyordu.
İmparator rıhtıma çıkmak istediği bir sırada,eli yere değerek tozlandı.
O sırada Atatürk elini uzatmış bulunuyordu.
Bunu gören Kral bir mendille elini silmek istediği zaman Atatürk:
-Yurdumun toprağı temizdir,o elinizi kirletmez,diyerek Kralı elinden tutup rıhtıma çıkardı.

TurkEce/GnL

[Forum Ablası]

  • "TurkEce/GnL" bir kadın
  • Konuyu başlatan "TurkEce/GnL"

Mesajlar: 47,568

Kayıt tarihi: Sep 16th 2010

Konum: TC İstanbul/allaturkaa

  • Özel mesaj gönder

36

Sunday, 10.11.2013, 00:03



Atatürk annesinin elini öptü. Zübeyde Hanım oğluna elini uzatırken coşkun sevgisinin gözlerinde toplanan bütün ifadesiyle Atatürk’ü bağrına basmak istiyordu. Onu kucakladıktan sonra aziz Türk milletine eşsiz bir kurtarıcı armağan veren ana olmak itibariyle gururlanmalı idi. Fakat öyle olmadı, mutluluğunu gülen ve şirin yüzünden okunan o büyük Türk anası kolları arasında uzaklaşan ciğerparesinin eline uzandı:

Atatürk: "Ne yapıyorsun anne"... dedi.

Zübeyde Hanım sessiz ve kesin bir ciddiyetle:

"Ben senin ananım, sen benim elimi öpmekle bana karşı olan vazifeni yapıyorsun;
Fakat sen vatanı ve milleti kurtaran bir devlet başkanısın. Ben de bu aziz milletin bir ferdiyim ve onun tebasıyım, elini öpebilirim." Cevabını verdi.

TurkEce/GnL

[Forum Ablası]

  • "TurkEce/GnL" bir kadın
  • Konuyu başlatan "TurkEce/GnL"

Mesajlar: 47,568

Kayıt tarihi: Sep 16th 2010

Konum: TC İstanbul/allaturkaa

  • Özel mesaj gönder

37

Sunday, 10.11.2013, 00:18


Neşeli olduğu bir zamanı seçerek Atatürk'e sorarlar:

- Paşam... Şu danıştıklarının içinde bazen öyleleri var ki, şaşırıyorum. Bunların mütalalarına nasıl olsa sonunda iştirak etmeyeceksin.
Kararını önceden vermiş olduğun da malum... O hal de, ne diye onları birer birer çağırıp karşısında söyletirsin?

Atatürk, yüzüne alaycı bir eda ile bakıp şu cevabı vermiştir:

- Bazen hiç umulmadık adamdan ben çok şeyler öğrenmişimdir; Hiç bi kanaatı hakir (değersiz) görmemek lazımdır.
Neticede, kendi fikrimi bile edecek olsam, herkesi ayrı ayrı dinlemekten zevk alırım.

ZENoBIA

Bilge

  • "ZENoBIA" bir kadın

Mesajlar: 27,931

Kayıt tarihi: Apr 21st 2011

  • Özel mesaj gönder

38

Friday, 28.03.2014, 22:04



Nur içinde Yat ATAM.Mekanın Cennet olsun.Kabrin nurla Dolsun..
Çok asilsin,çok başkasın.
Çok arıyoruz..SENİ

TürkEce/GnL

[Forum Ablası]

  • "TürkEce/GnL" bir kadın
  • Konuyu başlatan "TürkEce/GnL"

Mesajlar: 47,568

Kayıt tarihi: Sep 16th 2010

Konum: TC İstanbul/allaturkaa

  • Özel mesaj gönder

39

Saturday, 29.03.2014, 14:08



“Yöneticiler, iktidara saltanat sürmek için değil, millete hizmet içingetirilmişlerdir. Ulusa karşı olan görevlerini kötüye kullandıkları takdirde,
şu ya da bu biçimde ulusal iradenin kendi haklarında vereceği kararla karşılaşırlar.
Ulus tarafından, ulus adına devleti yönetmeye yetkili kılınanlar, gerektiğinde ulusa hesap vermek zorunda olduklarını bilmelidirler.”
Mustafa Kemal Atatürk

TürkEce/GnL

[Forum Ablası]

  • "TürkEce/GnL" bir kadın
  • Konuyu başlatan "TürkEce/GnL"

Mesajlar: 47,568

Kayıt tarihi: Sep 16th 2010

Konum: TC İstanbul/allaturkaa

  • Özel mesaj gönder

40

Wednesday, 2.07.2014, 20:51


Bir ramazan günüydü...
Sofra kalabalık değildi. Salih Bozok, Cevat Abbas, Fuat Bulca ve ben vardık.Atatürk yemekten sonra şöyle dedi:
"Haber aldım. Hemşire (Makbule Hanım) bugün evinde Zekeriya sofrası düzenlemiş. Baskın yapalım."
Bir çocuk kadar neşeli, muzip anları vardı.
Kalktık, Çankaya'dan uzakta olmayan Makbule Hanımefendi'nin evine gittik.
Bilindiği gibi Zekeriya sofrası, sadece yeşillikler yenilen ve Zekeriya Peygamber'e adanacak adakların böylelikle kabul edileceği inancıyla hazırlanırdı. Akla gelebilecek ve yenilmesi sağlık bakımından sakıncalı olmayan her türlü yeşillikler sofrada bulunurdu.
Hanımlar bizi görünce şaşırdılar, ama buyur ettiler. Bol bol yeşillik yedik. Adak konusuna hiç değinmedik. Onlar da, ancak adak adanmış olarak buraya gelineceği için bizlere bir şey sormadılar.
Atatürk dönüşte dedi ki:
"Bilin bakalım, bu Zekeriya sofrasının aslı nedir?"
Bizlerde cevap yok tabii.
Sonra kendisi açıkladı:
"Ramazan'da iftar ve sahurda bol bol unlu, tatlı, yağlı maddeler yenir. Bedenin klorofile, vitamine ihtiyacı çoğalır. Zekeriya sofrasında hem beden ihtiyacı tatmin edilir, hem de hasretler ve ümitler dualaştırılır."
İnsanların iç dünyasını da, insan ruhunu da tahlil ve teşhiste inanılmaz kudret sahibiydi.
(Atatürk'ün Sırdaşı Kılıç Ali'nin Anıları)