Giriş yapmadınız.

Sayın ziyaretçi, AllaTurkaa sitesine hoş geldiniz. Eğer buraya ilk ziyaretiniz ise lütfen yardım bölümünü okuyunuz. Böylece bu sitenin nasıl çalıştığı konusunda ayrıntılı bilgilere ulaşabilirsiniz. Eğer sitenin tüm olanaklarından faydalanmak istiyorsanız, kayıt yaptırmayı düşünmelisiniz. Bunun için kayıt formunu kullanabilir ya da bu bağlantıya giderek kayıt işlemi hakkında daha fazla bilgi alabilirsiniz. Eğer önceden kayıt yaptırdıysanız buradan giriş yapabilirsiniz.

  • "aldemira" bir erkek
  • Konuyu başlatan "aldemira"

Mesajlar: 9

Kayıt tarihi: Jul 4th 2013

  • Özel mesaj gönder

1

Saturday, 6.07.2013, 15:24

Asr Suresi







ASR
SURESİ






[font=&quot] [/font]


Asr’ı,[font=&quot] sıkıp suyunu
çıkarmayı, özüne ulaşmayı düşün. Kuranı asr yapmayı, okumayı, anlamayı,
ilkelerini kavramayı aklet. İnsana verilen özellikleri, melekeleri, imkanları, zamanı, gelip geçiciliği düşün. Nerden gelip nereye
gittiğini, ne için geldiğini anla.[/font]



Aksi halde insan hasar içerisindedir. Hüsrana uğramaktadır.
İnsanın yaratılışını, tüm melekelerin insana itaatini, ayartıcı melekenin yani
Şeytanın ayartısını ve insanın geçici hayatın süsleri karşısındaki zaafını,
çoğaltma tutkusunu, geçimlikleri amaç edinerek azmasını düşün. Allahın vaadi
gereği insanlığa lütfettiği Kuranın rehberliğine olan ihtiyacını idrak et.
Ancak, Kuranı asr edip, suyunu sıkanlar, özüne manasına, ilkelerine,
amacına ulaşanlar hüsrandan, hasardan kurtulabilir.



Bunun için, Kuranı özüne,
ilkelerine ulaşacak şekilde asr edip okuyanlar, gereğince alaka gösterenler,
önem ve öncelik verenler de bu sonuçlara teslim olur,
inanır, güvenir, emin olur, yaşarsa
kurtulabilir.
Kuranın rehberliğine, Allah’a ve öğretisine güvenmek, yaşama geçirmek, tercihlerde bulunurken uygulamakla
olur.
Her ne olursa olsun bu güvende zaafa uğramamalı, endişe etmemeli
ve ümidini yitirmemelidir. Kuran ölçülerini görmezden gelmemelidir.



Kuran ve rehberliği doğrultusunda
kendisinden başlayarak, kurbiyet kurarak, ilişki, bağ, tanışıklık, dostluk,
sevgi, iletişim köprüsü ve diyalog kanalları oluşturarak tüm insanlığı,
güzellikle, en uygun zaman, yer, ortam, söz, tavır ve yöntemle ıslah, değiştirme ve dönüştürme çalışmasında sürekli
bulunmalıdır.
Hasenat olan, yani kendi dışındakilere yansımayan, hasene
olan işleri çok yapmak, gece gündüz hatta devamlı, namaz, oruç vb işleri çokca
yapmak değildir. Hasenat olarak anılan bu ve benzeri, insanı kötülükten
alıkoyan ve manevi yapısını güçlendiren güzel işlerin yanı sıra, esas rolünün, kulluğun ve ibadetin, ameli salihatta bulunmak,
yani tüm insanlığı, düzenleri ve sistemleri değiştirmek, gerçek barışa,
kainattaki teslimiyete ulaştırmaktır. Değişim, dönüşüm için Kuranla tanışmaya,
ikra yapmaya vesile olmaktır. Kuran terbiyesine ulaştırmaktır. Kuran halkaları
oluşturarak bu değişimi ve dönüşümü sürekli hale getirmektir. Gündemi Kuran
yapmaktır. Kuranı amaç yapıp, araçları, mal vb her şeyi bu yolda seferber
etmektir.



[font=&quot]Bu yolda, hep Haktan, gerçekten, adaletten, güzellikten, doğruluktan,
Kitaptan
yana olmalıdır. Bunları savunmalıdır. Bu değerlerin yanında yer
almalıdır. Davasında, yönteminde, usulünde, aracında, bu değerleri
gözetmelidir. Hikmetli davranmalıdır.[/font]



[font=&quot]Bu davada,
karşılaşacağı zorluklara, sıkıntılara, engellere, dünyanın cazibeliği
geçimliklerine, çekiciliğine, ayartısına, tüm insanlığı peşinden sürükleyip
köleleştirmesine, zorbalıklara, tehditlere, baskı ve işkencelere karşı sabırlı olmalıdır. Tahammül göstermeli, dayanmalı, göğüs
germeli ve direnmelidir.
Mücadelesine devam ederek tüm zorlukları aşmaya ve amaçlarına ulaşmaya çalışmalıdır. [/font]



Kuranı
sıkıp suyunu çıkaran, özüne ulaşan, bunlara iman eden, bu ilkelere güvenen, bu
uğurda tüm insanlığı ıslah ve değiştirmeye çalışan, ameli salihat için uğraşan,
bunu yaparken haktan, doğruluktan, güzellikten ayrılmayan ve tüm zorluklara
tahammül ederek davasına devam eden, direnen insanlar kurtuluşa, felaha
ermektedir.



[font=&quot]İnsanlık tarihi,
bu surede açıklanan Sünnetullaha uyan örneklerle doludur. [/font]



[font=&quot]Bu tabloda yer
almak isteyenler için buyurun asr’a ve Kuran sürelerine.[/font]










***








ASR
SURESİ ÇALIŞMA NOTLARI



rtfSelectedTabRef*7*3*3*103.003*Asr
1-3**1*90*tumSure*rtfSelectedTabRef

rtfBulunanSayi*3*rtfBulunanSayi

rtfSndPly*103.1*
[font=&quot]

103.1*************وَالْعَصْرِ

103.1 - Vel asr.


SA - Asr'a andolsun ki,[/font]



ASara :Sıkmak, suyunu özünü çıkarmak, hapsetmek,
menetmek, vergi vermek yağmurun yağması, usare, öz, asır, yüzyıl, zaman, devir,
kasırga,



Bu kelimenin geçtiği
2/266 12/36, 12/49, 78/14 ayetlerde asr sıkmak, suyunu çıkarmak, yağdırmak
anlamında yer almıştır.



rtfSndPly*103.2*

103.2*************اِنَّ
الْاِنْسَانَ لَف
ٖى
خُسْرٍ
[font=&quot]

103.2 - İnnel
insâne lefî husr.


SA - İnsan ziyandadır.[/font]



Hısira:Hasar, zarar, zayi etmek, eksilmek, helak olma

rtfSndPly*103.3*[font=&quot]

103.3*************اِلَّا الَّذ[/font]
ٖينَ
اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا
بِالصَّبْرِ
[font=&quot]

103.3 - İllellezîne
âmenû ve amilus sâlihâti ve tevâsav bil haggı ve tevâsav bis sabr.


SA - Ancak inanıp iyi işler yapanlar, birbirlerine hakkı
tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler ziyânda değillerdir.
[/font]



Amene: Güvenmek, emin olma, korkmama, emanet, inanma, iman, inanç





Hakaka: Sabitleme, ispat, gerçekleştirme, hak kazanma, layık olma,
uygun olma, denk olma, hak, gerçek, adalet, doğruluk, şeriat, tam, mükemmel,
caiz, hikmetli, aşikar, diriliş, hakkıyla, gerçek ilimle, kitap, Allah, hukuk,
hırslı, düşkün,



SaleHa: Doğru, salih, sulh, barış, anlaşma, ıslah etme, düzeltme,


SÂLİHÂTI
İŞLEMEK:
عملواالصّلحات - amilu’s-sâlihâtı
Sâlihâtı işleyenler” olarak çevirdiğimiz ifade kalıbı Kur’ân’da toplam 62
âyette yer almıştır. Bu kalıbın pek çok meal ve tefsirde olduğu gibi “amel-i
salih işleyenler” şeklinde çevrilmesi yanlıştır. “اصلاح -
Islâh
” sözcüğünden türemiş olan “sâlihât” düzeltmek demektir. “Sâlihâtı
işlemek” ise bozuk olan şeyi düzeltmek, düzelticilik yapmak, düzeltmeye yönelik
işler yapmak anlamlarına gelir.
Diğer taraftan da Kur’ân,
bu âyette geçen “hakkı ve sabrı tavsiyeleşme”yi, Bakara
Sûresinin 277. âyetinde
geçen “namaz kılma ve zekât verme”yi, Hud
Sûresinin 23. âyetinde
geçen “edep ve gönülden Allah’a boyun eğme”yi
belirtilen âyetler içinde ayrı ayrı zikretmek sûretiyle “sâlihât”tan
ayırmıştır. Yani “hakkı ve sabrı tavsiyeleşme”, “namaz kılma ve zekât verme”,
“edep ve gönülden Allah’a boyun eğme” gibi hasenat, Kur’ân’a göre
“sâlihât”tan” sayılmamaktadır. Kur’ân’daki bu hususlar dikkate
alınarak “sâlihât” konusunda şunları söylemek mümkündür: Namaz kılmak, oruç
tutmak, zekât vermek sâlihâtı işlemek değildir. Ama öğüt verme yolu ile
namaz kılmayanı namaz kılar hale getirmek, zekât vermeyeni zekât verir hale
getirmek, oruç tutmayanı da
oruç tutar hale getirmek,
sâlihâtı işlemektir
. Bu kavramı toplumsal
boyuta taşıdığımızda, bulunduğumuz zaman ve zeminde adlî, idarî, siyasî,
iktisadî ve benzeri alanlarda her türlü bozukluğun düzeltilmesi için
gösterilecek çaba, yapılacak uygulama, sâlihâtı işlemektir. Bu konuda, “dışa
yansımayan işler
” demek olan hasenat ile sâlihât arasındaki fark iyi anlaşılmalıdır.
Rabbimiz de bu iki konu arasındaki farkı, her bir haseneye on karşılık
verirken (En’âm 160) sâlihât karşılığında cenneti vaat etmek sûretiyle
çok açık bir şekilde belirlemiştir. (Bakara 25, 82; Nisa 57, 122, 124; Hud
23, İbrahîm 23, Kehf 107
ve daha birçok âyet)HY





Sabera:
Sabır, oruç, bekleme, cüret, beka, tahammül, kendini tutma.



SABRI
TASVİYELEŞMEK:
صبر - sabr” en
geniş anlamıyla aklın ve dinin gösterdiği yolda azimle yapılan mücadele
demek olduğu,
“katlanmak”, “ses çıkarmamak” gibi pasif eylemlerle herhangi
bir ilgisinin olmadığı unutulmamalıdır. Bu konuda gözden
kaçırılmaması gereken en önemli nokta, sabrın kesinlikle atalet değil, bir
hareketlilik içerdiğidir. Miskin ve uyuşuk bir halde eylemsiz kalarak payına
düşen rezillikleri “kader böyle imiş, tahammül etmeli” mantığıyla
kabullenmek, M. Akif Ersoy’un da çok yerinde olarak saptadığı gibi asla
Kur’ân’da geçen “sabr” sözcüğü ile açıklanamaz: “Aman yarabbi!
Kur’ân ne söylüyor, biz ne anlıyoruz! Sabır ‘katlanmak’ değil,
‘göğüs germek’ demektir. Neye göğüs germek? Evet, sonunda katlanılamayacak
acılara katlanma ıstırabına mahkûm olmamak için, önceden her türlü şedaide
[sertliklere, çetinliklere], her türlü mezalime [zulümlere] mertçesine,
insancasına göğüs germek… Fedakârlıkların semtine uğramayarak miskin miskin oturmak,
sonra da hissesine düşecek rüsvalığı [rezilliği, kepazeliği] ‘kader böyle imiş,
tahammül etmeli’ diye hazma [sindirmeye] çalışmak, hiçbir zaman ’sabır’ sözcüğü
ile telif olunamaz [bağdaştırılamaz].” (Doç. Dr. Abdülkerim Abdülkadiroğlu,
Nuran Abdülkadiroğlu,Mehmet Akif’in Kur’ân-ı Kerim’i Tefsiri, Mev’ıza ve
Hutbeleri
, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları)
Gerçekten de Kur’ân “sabr
sözcüğü ile katlanmayı değil, göğüs germeyi kastetmektedir. Göğüs germek
ise, içinde bulunulan zorlukların verdiği acılara katlanmak ama aynı zamanda
o zorluğu yenmek için onunla mücadele
etmek demektir
.
Dolayısıyla “sabr” sözcüğü, tam bir aktivite, tam bir canlılık ihtiva
etmektedir.HY

Bu mesaj 1 defa düzenlendi, son düzenlemeyi yapan "EngongeM" (6.07.2013, 20:13)


  • "MUSTAFA ÇİLEK" bir erkek

Mesajlar: 11,783

Kayıt tarihi: Mar 5th 2011

Konum: TOKAT

  • Özel mesaj gönder

2

Friday, 24.04.2015, 00:26

Çok güzel paylasım için teşekkür ederim ellerine saglık