Giriş yapmadınız.

Sayın ziyaretçi, AllaTurkaa sitesine hoş geldiniz. Eğer buraya ilk ziyaretiniz ise lütfen yardım bölümünü okuyunuz. Böylece bu sitenin nasıl çalıştığı konusunda ayrıntılı bilgilere ulaşabilirsiniz. Eğer sitenin tüm olanaklarından faydalanmak istiyorsanız, kayıt yaptırmayı düşünmelisiniz. Bunun için kayıt formunu kullanabilir ya da bu bağlantıya giderek kayıt işlemi hakkında daha fazla bilgi alabilirsiniz. Eğer önceden kayıt yaptırdıysanız buradan giriş yapabilirsiniz.

1

Monday, 5.01.2015, 17:14

Sanal Aşklar Tatlı Başlar. Sanal aşk Gerçek mi?




İlk sohbette aşk



Profiller hazırladık, resimler koyduk. Kendi özelliklerimizi ve aradığımız kişinin özelliklerini yazdık. Daha ileri gidip, bilgisayarın ortak noktaları bulup, bize uygun adayları önermesini istedik. Sonra beklemeye başladık. Gelen mesajların sahiplerini profillerinden çözdüğümüzü düşündük. Onlarca defa yanıldık. Çoğu karşılaşma hüsrandı veya sonradan hüsran oldu. Peki, sanal alemde sabahlara kadar süren sohbetlerin içimizde yaratığı o duygular gerçek değil miydi? İnsan hiç görmediği birine aşık olabilir mi? İlk görüşte aşkın yerini, ilk sohbette aşk mı aldı?

Elbette insan hiç görmediği, dokunmadığı birine aşık olabilir. Bir yazara, bir ressama da aşık olabilir. Bu aşktan ne anladığınıza bağlı! Görselliği çok önemsemeyen biriyseniz, bir adamın beynine vurulabilirsiniz. Aşkın bin türlü hali var.








Ancak bizim gözden kaçırdığımız şey, çoğunlukla bir hayale aşık olduğumuzdur. Ekran karşısında kahramanlık yapmayı seven bir milletiz. Gerçi ekrandan önce de öyleydik. Biz, kısır günlerinde yan komşumuza, rakı masalarında yıllanmış arkadaşlarımıza bile hava atmayı severiz. Bir yabancıyla konuştuğumuzda geldiğimiz nokta şuydu: Hepimiz kral ve kraliçeydik! Çoğumuz en az bir yabancı dil biliyorduk, neredeyse hepimiz üniversite mezunuyduk. Hayatımıza giren kadın ve adam sayısı bir türlü üçü geçemedi. İyi para kazanıyorduk. Kendi ayaklarımızın üstünde duran, bilgili, üreten ve çağdaş kişilerdik. Ülke toplamında gerçek sayımda çıkmayacak ve baskı sayısı yetişmeyecek kadar çok kitap okuyorduk. Boş zaman diye bir kavramımız yoktu çünkü boş zamanlarımızı konser, tiyatro ve sinema ile dolduruyorduk. Evde izlediğimiz korsan CD’leri sinema yerine, restoranda çalan müzikleri de caz konserine çevirme becerimizi atlamak ayıp olur tabii ki. Bizler, sanal alemde kendimiz olmayı beceremedik. Olmak istediğimiz kişilerdik. Yani, hepimiz iyi birer pazarlamacı olduk ve bu işe kendimizi süslemekten başladık. Ancak aşık olduğumuzu düşündüğümüz kişilerin de, aynı hediye paketine sahip olduğu aklımıza gelmedi.


İlişki yaşadığını zannetme hali



Sanal alemin içinde hiç gerçek sevgilere rastlanmaz mı? Elbette bu olasılık dahilindedir. Kendinizi ne kadar şanslı gördüğünüze bağlı… Ancak benim gözlemlerim, özellikle farklı şehirlerde yaşayan insanların, bir ilişki yaşadığını zannetmesidir. Mesafelerle daha da kolaylaşan aldatmalar, sonunda yüreğimizin vurgunlarla yıkılmasına neden olur. İnsanlar her ortamda tanışabilir. İnternet de, diğer olasılıklar gibi bize hizmet etmek ve hayatımızı kolaylaştırmak için var. Özetle benim geldiğim nokta şudur: Normal hayatta bile başlayan ilişkileri sürdürmek, güvenmek ve sahip çıkmak çok zorken, sanal alemde yapılan sohbetlerin aşka dönüştüğünü düşünmek, bizi acı verici bir sona hazırlar. Sanal alem keyiflidir ancak işyerinden koşarak eve gidip, bilgisayarın başına oturma boyutuna geldiyseniz, siz de artık sanal bir kişisiniz demektir.

Candan Ünal’la Aşk ve İlişkiler
[align=right][img]http://fs2.directupload.net/images/150701/xi52odwe.png[/img][/align]

Bu mesaj 1 defa düzenlendi, son düzenlemeyi yapan "' Cansın" (8.07.2015, 13:56)


2

Monday, 5.01.2015, 17:19

Sanal ilişki gerçek evlilikleri bitirir mi?

Aynı yastığa baş koyduğunuz eşinizle bile birbirinize yabancıyken, gerçekte kim olduğunu bilmediğini bir insanla gerçek sevgi yaşama şansınız olabilmesi mümkün mü?

“Dervişin fikri neyse zikri odur” demiş atalarımız. Doğru söyledilerse milletçe yandık! Çünkü sizlerden gelen sorulara bakılırsa işimizi gücümüzü bırakmışız; internet başında ilişki sörfü yaşıyoruz gibi bir tablo var karşımızda. Acı ama gerçek.

İnternetin hayatımıza girmesiyle birlikte yaşam kalitemizde ciddi değişiklikler meydana geldi. Bir yanıyla elimizin altında kocaman bir dünya var; diğer yandan günlük hayatımızda yapmaya cesaret edemeyeceğimiz her şeyi sanal yollarla gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Teknolojinin nimetlerinden istifade edip hayatımızı rahatlatmamız ne kadar iyiyse, içimizdeki sadakatsizlik canavarını elektronik aletleri günah keçisi yaparak ortaya çıkarmak bir o kadar garip geliyor insana.

Sanal ortamda aşk yaşanır mı? Aynı yastığa baş koyduğunuz eşinizle birbirinize yabancıyken, gerçekte kim olduğunu bilmediğini bir insanla gerçek sevgi yaşama şansınız olabilir mi? Şimdi bu sorulara cevap arayalım hızlıca.

“İyi ilişki” diye bir kavram var. İyi ilişki, anlaşabildiğiniz ve aranızda olup bitenlerin her iki tarafı memnun ettiği ilişkidir. Doğal olarak içinde sevgi, karşılıklı kayırma ilişkisi ve birbirini koruma güdüsünü barındırır. Gerçek ihtiyaçların giderilmesine yönelik yaşandığı için, doyurucudur. Besler. İyi hissettirir. “Bir kez daha dünyaya gelsem yine onunla evlenirim” dedirtir.

Gerçek bir ilişki sanal ortamda yaşanmaz! Aklı başında bir çok insan sağlıklı bir ilişkiyi, sanal olanından ayırır. Ve bilir ki karşılıklı tanışıklıkla başlayan, insanların birbirlerinin ihtiyaçlarını tatmin edebileceklerine inandıkları oranda devam eden, birbirlerine daha yakın hissettikleri ve güvene dayalı olarak derinleşen bir yaşam paylaşımıdır iyi ilişki.

Ülkemiz maalesef kaygı bozukluğu yaşayan insanlar yetiştiriyor. Genel anlamdaki kaygı, endişe, kendini güvende hissetmeme, sahip oldukları kaybetme endişeleri insanları gerçek ilişkiler yaşamaktan uzaklaştırabiliyor. Oysa sanal ortamda endişe daha az yaşanır. İlişki diye yaşananın yarısından çoğu sahte duygular üzerine kurulu olduğu için kaybetmedeki risk azdır. Günlük hayatın sıkıntıları, stresleri, koşuşturmaları, ekonomik zorlukları, aile içinde yaşanan ölüm/yas halleri zamanla kişileri mutsuzlaştırıyor. İnsanların savunmaları çöküyor. Yaşam güçleri azalıyor. Savunmaların çöktüğü yerde, kişisel zaaflar devreye girer ve birey o sıkıntıdan kurtulmak için en yakanında başvurabileceği bir maceraya yönelir. Maceradaki heyecan, tutku, dinamizm bir süre sonra “mutluluk” zannedilmeye başlanır. Tamamen günün koşullarına ve yaşanan heyecana bağlı abartı duygular, gerçek aşkı bulduğunu zannetme hayaline döner. Kişi, hormonlarının kabarması sonucu yaşadığı enerjik süreci “gerçek aşkı” olarak yorumlamaya başlar. Eskiye oranla daha az uyur ama yorulmaz! Daha fazla iş yapar ama enerjisi bir türlü tükenmez! Birileri etrafında konuşur durur ama eskisi gibi canı sıkılmaz! Çünkü “aşıktır” ya! Oysa tüm bu yaşananların aşk olmadığını anlaması uzun sürmez insanların. Durumdan uzaklaşırlar ama sorun yok, nasılsa sanal ortam yeni aşklar için hazır bekliyor. İlaç yine internet ortamlarında, yeni keşfedilecek ilişkilerde!

Ne yapalım?

Öncelikle şu “aşk” tutkunu hallerden vazgeçmek gerekiyor bence sevgili okurlar. Hepimize milletçe ne oldu anlayamıyorum artık. Önüme çıkan herkes gerçek aşkını arıyor! Eskiden adı bilinen bazı sanatçıların dilinden düşmeyen –ben aşk kadınıyım/adamıyım gibi çirkin- cümleler mahalle arasındaki ablalarımızın ağabeylerimizin ağzına yapışır oldu!

İkinci olarak; kendimizi kandırmaktan vazgeçelim. İnternetin başında bulduğumuz ve kendisini dünyanın en melek insanı gibi anlatıp duran şahısların, kendilik süreçleri hakkında doğru bilgiler yansıtmadığından emin olalım. Düşünsenize… adamın biri gecenin yarısı sizinle yazışıyor ve içerde yatan karısının ne kadar lanet bir insan olduğunu anlatıyor. Siz de aynı ifadeleri ona söylüyorsunuz kocanız için. Hayır siz o kadar iyisiniz, gecenin yarısı elin adamıyla bilgisayar başında ne işiniz var! Ve o adam aynı yastığa baş koyduğu kadını yalnız bırakmış, sizinle zaman geçiriyorsa, ilerde aynısını size yapmayacağının garantisini kim verebilir? Hatta sizinle birlikte aynı anda başka kadınlarla yazışıp yazışmadığını nerden biliyorsunuz?

Sanal ilişkiler, gerçek evlilikleri bitirir. Karşınızdakini sizin için yaratılmış özel insan diye düşünürseniz, eşinizi duygusal olarak kendinizden iyice uzaklaştırırsınız. Yanına yatmak, elini tutmak, çamaşırını yıkamak istemezsiniz. Aranızdaki her şeyi bitirirsiniz.

Rüyadan uyanmak lazım. Ve gerçek ilişkiye yapılan yatırımın size misliyle geri döneceğini bilmeniz gerekli. Bir anne düşünün. Sanal ortamda evlat edinmiş ona yardım ediyor. Derslerine, dertlerine yoldaşlık ediyor. Bu sanal evlat ilerde yaşlılığınızda yanınızda olacak mı? Hayır. Hasta olduğunuzda yanınıza gelip bir bardak su verecek mi? Hayır. Peki aynı emeği evinizin içindeki evlada verseniz daha doğal bir durum yaşamış olmayacak mısınız? Evet.

Evlatlar için düşündüğümüzü eşler için niye düşünmüyoruz? Emin olun ki her kaba adam, eşine “Allah belanı versin!” diye bağıran adam, internet başında Don Juan gibi davranır. Veya eşine iyi davranmayan, onu ihmal eden, her hareket ve davranışında eşinden tiksinip rahatsız olduğunu hissettirerek itici davranan kadın, internet başında dünyanın en verici en anlayışlı en muhteşem, ama kıymeti bir türlü anlaşılamamış mazlum insanı gibi gösterir kendisini.

Diyorum ki… özetle…. Sanal ilişkiye verilen emek, yapılan yatırım, kişiyi memnun etmek için kullanılan tatlı cümleler, anlayışlı/dinleyen olumlu tavır; evinizin içindeki eşe de aynen uygulansa? Sohbet bittiğinde fişi çekip yatmak yerine, gerçek eşinizle sarılıp uyursunuz da! Daha güzel olmaz mı?



Dn.Psikolog - Psikoterapist Mehtap Kayaoğlu
[align=right][img]http://fs2.directupload.net/images/150701/xi52odwe.png[/img][/align]

Atilla_Ky

Moderatör

  • "Atilla_Ky" bir erkek

Mesajlar: 22,098

Kayıt tarihi: Dec 17th 2010

Konum: Allaturkaa

  • Özel mesaj gönder

3

Friday, 9.01.2015, 20:53

Zenginlik; Kimsenin senden alamayacağı değerlerin toplamıdır. Senin bilgindir, Ahlâkındır, Özgüvenin, Terbiyen, Letafetin, Tebessümündür...