Sustum;
susarak eskitilebilecek kaç cümle varsa
eskittim sana.
Özledim dedim önce,
sonra bekledim;
susmak ya gitmekti zaten
ya da beklemekti
ben bekledim de öyle sustum.
Sarılırsan büyüyecek harfler büyüttüm,
konuşursan gülümseyecek kelimeler.
Boğazıma dizilen kaç cümle varsa yutkundum
biraz daha sessizlik içtim üstüne
az da sabır dedim
bekledim
ama;
Sustun
yüzüme tebessüm olacak her kelimeyi yuttun
belki de başkalarına dokundu sesin
veya başka birine söyledin de öyle sustun.
Susman ya vazgeçişti
ya da pişmanlık
belki pişmandın
hem de vazgeçtin.
Oysa söyleyeceklerim,
konuşsan, söylediklerine denkti
ben konuşmayı beceremem zaten
hem eksiktim cümle kurarken
hem korkularım vardı ellerini bekleyen.
Ben, sen beni susarken anla istedim
sen, susarken beni unuttun.
Ben, benim yerime de cümleler kur istedim mutlulukla bitsin noktalama işaretlerin;
sen; tek nokta koydun sustun
ben 3 noktayla boğuldum.
Sonra sustuk,
ikimizinde yenilgileri vardı
ikimizinde sarılmayı bekleyen yaraları.
Önce iki kelime ektin içime,
sonra yaralarıma tuz ettin onu.
Korktum, başkalarına konuşursun diye uyumadım ben.
Ben yaralanma diye sustum,
sen yaralar açtın öyle sustun.
