http://www.youtube.com/watch?v=Y6wLlgH_Cd0
The Fall of Constantinople,
bir (Warner Bros) Filmi!
*1453 – Korkunc Ortacag surlarinin yikilip, avrupai medeniyet & uygarligin geli$i!!!
Istanbul`un fethi – 557.yıl evel 29 Mayıs 1453`te,
21 yaşındaki Sultan 2.Mehmet Han (Fatih Sultan Mehmet) komutasındaki Türk ordusu Istanbul`u feth etmişdir.
Araplar, Ruslar, Italyanlar ve haçlı ordular, hepsi bu şehri ele geçirmeyi uğraş verdi, hatta şehri barbarca yaktılar, insanları soykırıma kıydılar, zafer Türk insanın oldu.
İtalyan Zorzo Dolfin bir keresinde şöyle demiştir:
“Sultan Mehmed, çok az gülerdi. Zekası, daimi bir çalışma halindeydi.
Çok cömertti. Her işte fevkalade atılgan, hatta cüretkârdı.
Seçtiği hedeflere erişmek için çok ısrar ederdi.
Soğuğa, sıcağa, açlığa, susuzluğa tahammüllüydü.
Kesin konuşur, kimseden çekinmezdi.
Zevk ve sefadan uzaktı. Türkçe, Yunanca ve Sırpçayı çok iyi konuşurdu.
Her gün bir müddet okurdu.
Roma tarihi, başka devletler tarihi, Laerce, Tite-Live, Herodot, Quinte-Curce, Papaların, Alman İmparatorları ile Fransa ve Lombardiya krallarının vak’aları okuduğu tarihler arasındaydı.
Avrupa’daki bütün devletleri tanırdı.
Özellikle İtalya’nın coğrafyasını en ince noktasına kadar bilirdi ve bir Avrupa haritasını yanından ayırmazdı.
Askeri ve coğrafi ilimlerle isteyerek meşgul olur, araştırmalar, incelemeler yapardı.
Tabiiyyeti altında bulunan ülkelerin âdet ve şartlarını devletin ve bölgenin menfaatlerine kullanmakta maharetliydi.”
Diğer bir İtalyan tarihçi Langusto, İstanbul’un fethinden sonra şöyle yazmıştır:
“Sultan Mehmed, ince yüzlü, ortadan fazla uzun boylu, silahlar kuşanmış, asil tavırlı, çok az gülen, devamlı öğrenmek ihtirası ile yanan, cömert ve iyi kalbli, gayelerine ulaşmakta inatçı bir hükümdardı.
En çok harp sanatına meraklıydı. Her şeyi öğrenmek isteyen zeki bir araştırmacıydı.
Sefahat düşkünlüğü olmayıp, kötü âdetleri yoktu.
Nefsine hakim ve uyanıktı. Her şarta tahammül gösterebilirdi ve bir cihan devleti peşindeydi.”
Alman müsteşrik Franz Babinger, (Mehmed-II der Eroberer und seine Zeit Weltenstürmer einer Zeitenwende) adlı eserinde şöyle yazmaktadır:
“Türk dünyası için Fatih günümüze kadar, bütün imparatorların en büyüğü olup, beşer tarihinde başka her hangi bir şahsın kendisiyle mukayese edilmesi zordur.
O Türk milletine, bütün tarihinin en harikulade ve en yaklaşılması gayr-i kabil şahsiyet olarak takdim edilmiştir.
Batı âleminin mukadderatı, Fatih Sultan Mehmed’in görünmesiyle sarih bir şekilde işaretlenmiştir.
Kudretli şahsiyeti, büyük Avrupa sahalarının dış görünüşünü derinden değiştirmiştir.
Ortaçağdan çıkarken insanları ve dünyayı görüş tarzında, Fatih’in şahsiyeti, zekaları tesir altında bırakmıştır.”