Bir ıhlamur çiçeği düştü saçlarıma
Ellerinin kokusunu hatırlattı
Ve şefkatini
Fransız sokağından geçerken
Pencerelerde hercailer
Gülüşünü hatırlattı
Çakmak çakmak sırıttı arnavut taşları
İtalyan yokuşundan şöyle boğaza karşı
Nargilesi tüttü yaşlı şairin
Susan yanımı çağırdı
O kadar renkliydi ki yaşam
Ve herşey yerli yerindeydi ki
Düşünmek gerekmezdi yazmak için
Çiçeği, denizi,sevgiyi, ölümü
Sunulmuş kaleme noktalar, virgüller
Yeşildi bahar
Şarkılar güzeldi
Aşklarsa hep tadımlık
Saatler hep tek başımalık
Siyah beyaz olmalıydı fotoğraflar
Sabahı istediğim renkle dolmalıydı
Taş plaklar bestelenmeyeni çalmalıydı
Sadece benim için anlatılmalıydı masallar
Kum saatinden kelimeler akmalıydı
Birikmeliydi şiirler
Kırılan aynanın parçalarında
Büyüdükçe çoğalan sevgiler yeşermeliydi
Çoğaldıkça büyüyen...
Bir ıhlamur çiçeği düştü yağmurda saçlarıma
Yağmurlar 'sen' kokardı, ıhlamur çiçeği 'hasretin'
Şimdi güneşin altında elimde kuru bir dal
Göğe doğru bakıp, bekliyorum bulutları
Yağmurla geldiği gibi giden
Can yarımın kokusunu arıyorum.