İnsanlar görünüm itibarıyla birbirine benzerler. Onları farklı kılan yapıp-ettikleri, huyları ve davranışlarıdır. İyiye de kötüye de meyli bulunan insanın eğitime ihtiyacı vardır. Yeter ki eğitim metodu fıtrata ters düşmesin ve kendi içinde çeliş-kileri bulunmasın.
Kişinin, Rabbi katında iyilerden yazılmasını, insanlar arasında güvenilen, aranılan biri olmasını sağlayan davranışlar, meziyetler vardır. Bu davra-nışlar insanın ne kadar heybetini, şerefini artırıyor, içten dışa güzelleştiriyorsa terkedilmesiyle de o kadar yalınlaşıyor ve çirkin yüzü ortaya çıkıyor.
İnsanların arasının açılmasına, güven duygusu-nun zedelenmesine hatta yok olmasına neden olan sımsıkı kenetlenmesi istenen müslümanları olumsuz etkileyerek çözülmeyi başlatan davranışların ilkidir yalan. Doğruluğun zıddı olan yalan iki yüzlülüğün, üçkağıtçılığın, dönekliğin, hilenin, aldatma ve ifti-ranın ana sermayesidir.
Aynı zamanda en belirgin nifak alametidir (1). ‘Nifak’, ikili bir pozisyondur. Başkalarına olduğu gibi değil de, onların hoşlanacağı gibi görünme durumudur (2). Ki inanmadıkları halde Allah’a ve ahirete inandık diyerek (3) (haşa) Allah’ı aldatmaya kalkışan bir mantığın, insanları aldatması ve her türlü bozgunculukta ön sıralarda yer alması içten bile değildir.
Nitekim ‘yalan habergetirmek (4), kötü söz ve fiillerin yayılmasını istemek (5), yanlış ve uydurma haberler yaymak (6), insanları münkere çağırıp maruftan uzaklaştırmaya çalışmak (7) gibi marifetler bunların işgüzarlığıdır.
Kişinin ve doğal olarak da toplumun sâlâhı Asr-ı Saadet’ten bu yana elbiseleri de-ğişse de içindeki kötülükleri iyi tanı-makla kalmayıp kişisel sorumluluk anlayışı ile ara-sıra da olsa yalana mey-letmemeli ve ço-cuklar yalandan sakındırılmalıdır.
Yangınların önemsenmeyen bir kıvılcım yüzünden çıktığını düşünür-sek yangından daha fazla zarara yol açan yalancılığın engellenebilmesi için buna yönlendiren, huy haline getiren sebeplerin dikkate alınması gerekmektedir.
Çocukları yalana iten, çoğunlukla erişkinlerin gerçek karşısında takındıkları çelişkili tutumdur. Kapıya gelenlere kendisinin evde olmadığını söy-leten bir baba, çocuğunun yalanlarına çanak tutuyor demektir. Özellikle anne, kendi yalanına çocuğunu ortak ediyorsa, sakıncalı sonuçlar doğar. “Bugün ne kırdığımı babana söylersen görürsün!” diyen, çocuğuna sus payı ile kandırmaya çalışan anne, sonunda onun oyuncağı durumuna düşer. Çocuk da yalanlardan kendine kazanç sağlamak gibi bir alışkanlık edinir .
Herhangi bir konuda çocuğa söz verdikten sonra ‘çocuktur, unutur’ düşüncesiyle yerine getirme-mek çocukta ana-babasının kendisini aldattığı düşüncesine yol açar. Çocuğun gözünde güvenir-liliğini ve doğruluğunu yitiren ana-babanın onunla sağlıklı iletişim kurabilmesi imkansız gibidir. Bu güvensizlik ortamı ve ondan yapabileceğinden daha fazlasını beklemek, ceza, baskı uygulamak da yalana yönlendirir, sosyalleşmeyi zora sokar.
İnsanın çocukluğunda aldığı dini telkinlerin, hayatı boyunca derin izler bıraktığı bilinmektedir (9). Şurası unutulmamalıdır ki, çocuk ruhunu Allah korkusuyla disipline etmek -bir müddet için- müm-kündür ama bu kalıcı olmadığı gibi -örnekleri gördüğümüz- bir takım zararlı sonuçlar da doğura-caktır. Onun ruhunu Allah’a bağlamak için yegane duygu vardır; o da sevgi, bir başka ifadeyle “Allah sevgisi” dir (10). Çocuğuyla göz teması kurarak “Doğru söyleyeni Allah sever, bizler de severiz” diyen annenin sözleri etkili olacaktır.
Çocuk büyüdükçe ondaki zihni gelişime uygun telkinler, bilgiler devam eder. Söz ve fiilde doğru-luğun hayra, üstün iyiliğe, iyiliğin cennete götüreceği (11), yalan sözden sakınma (12) emr-i ilahisi ve yalan söylerse karşılığında cezalanacağı (13) gibi ayet, hadis kaynaklı bilgilerin verilmesi onu güzel davranışlara, dünya ve ahirette huzura iletecektir.
Çocuklarımıza doğru bilgi, doğru sevgi, doğru eğitim verebilmek duasıyla...
1- 2 Bakara, 10-11, 14.
2- Hüseyin K.Ece, İslam’ın Temel Kavramları, sh.498.
3- 2 Baraka, 8-9.
4- 49 Hucurat, 6.
5- 24 Nur, 19.
6- 33 Ahzab, 60.
7- 9 Tevbe, 67.
8- Atalay Yörükoğlu, Çocuk Ruh Sağlığı, 19 Bas., sh.335-336.
9- M.Emin Ay, Çocuklarımıza Al-lah’ı Nasıl Anlatalım, 14.Bas, sh.20.
10- M.Emin Ay, age., sh.148.
11, Buhari, Edeb, 69; Müslim, birr, 103-105.
12- 22 Hacc, 30.
13- Buhari, Ta’bir, 48.
F. Zehra Aktaş - Sızıntı
Sen..
Neden sevdimki seni ben..
Sevdamıydın sen ?
Yoksa..
Yitik zamanlar harmanında
Kayıp bir Zamanmıydın
SEN ?
Seni seviyorum diyenin sevgisinden şüphe et çünkü; aşk sessiz sevgi dilsizdir.....