Fani ömürlerimiz biterken, yavaş yavaş sona doğru yaklaşırken bir bahar müjdesi bekler insan. İlkbahar olmasa da sonbaharı arzular yürekler. İşte huzurevlerinde de bahar bekleyen bu yürekler bir araya gelir.
Birbirinden farklı yüzler, birbirinden farklı hayat hikayeleri saklıdır her köşede. Hayattan beklenilenlere; arzulara, ümitlere, sevinçlere karşılık yalnızlık, hüzün, kimsesizlik daha baskın dillerde söylenilen cümlelerde…
Huzurevlerinde farklı farklı ihtiyaçlar gizlenmiş. Öyle ihtiyaçlar kuşatmış ki onları tarif edilemez. Fakat o insanlar bir gülen yüzü görünce, bir tatlı sözü duyunca ve bir elden tutunca tüm ihtiyaçlarını unutur olmuş. Onlar ki bir zamanlar sıcacık yuvalarında çocuklarının kulaklarına ninni söyleyen anneler ve çocukları hastalanınca sabahlara kadar bekleyen babalardı. Şimdi ise çok sevdikleri çocukları anne-babalarını yalnızlığın soğuk yüzüyle tanıştırmış ve onların gözlerinin yollarda kalmasına neden olmuş…
Huzurevinde yaşayan annelerimizin ve babalarımızın ağızlarından hikayelerini dinlemek ve ihtiyaçlarına kulak vermek, dertlerine derman olmak ve en azından onlara bir iki saat ayırmak biz evlatlarına zor gelmemelidir. Çünkü onlar bizim var olma sebebimizdir, bize onca emek veren elleri öpülesi ve haklarını asla ödeyemeyeceğimiz anne-babalarımızdır onlar.
İşte o elleri öpülesi ninelerimin, annelerimin, v e dedelerimin bir kaç hayat hikayesi