Selam Arkadaslar,
evet konu cok güzel konustukca yeni kapilar aciyor bize, ve bu kapilar bizi iste „gercege“ götüren kapilar, insallah bir ortak deger ile konuyu zamanin bir gününde baglayabiliriz.
Simdi izin verirseniz kronolojik kendi yorumumu yapmak istiyorum, bu konu ile alakali ilk iletimde belirtigim gibi, „kötülük“ sonuc itibari ile ortaya cikan bir olgudur, ve zekalikla ilgisi olmadigi gibi, zekasizligin da ürünü degildir !
Ama kötülk hep var oldugu gibi bugünde vardir, ve muhtemelen yarin de var olacaktir. Dozaj da belki degisiklikler olacak ama sunu da belirtmekte yarar var diye düsünüyorum !
Eger „kötülük“ olmasaydi iyilgi ne ile ölcecektik ?
Yani „iyiligin“ olabilmesi icin kötülügün varligi kacinilmaz, izin verirseniz ilerki satirlarda sadece kendi felsefem ile degil, biraz’da benim gözümden „din“ bu konuya nasil bakiyor ona degimek niyetindeyim.
Dinen kötülük diye birsey varki onlara „cehennem“ var, ve kötülük diye bir olgu var ve olacak ki , iyiliklere gerek duyulsun, cünkü kötülügün „atesi“ varsa, iyiliginde „alintin’dan irmaklar akan bir tatli „yasam“ var .
Sibelim,
„VICDANI’a“ degendi ki dogru ve yerinde bir deginme ! cünkü vicdansiz insan empatik olamaz, empatik olmayan insan, yaptigi hal ve hareketlerinin ne ile sonuclandigini ölcemez, ve kötülüklere sebep verebilir ! Eger bir fiili „kötü“ soncularini bile bile yapmak iste buda vicdansizligin en belirgin örnegi diye düsünüyorum.
Simdi Felsefe dünyasi bu „Vicdanin“ nerden geldigini tarih boyunca kendine sormustur, atheist „evrimci“ akim vicdanin insanin hem kendi evrimi hemde toplum icindeki hayat boyunca yasadigi ile „olgunlastigini“ inanir.
Yani bir zaman diliminde insanoglunun „vicdani“ olusur, kendi yasadigi olaylardan, kendi deneymlerinden etkilenerek gelisir, yani „dialektiktir“. Ve toplumun bir biri ile baris icinde yasayabilmesi „vicdanli“ insanlarin yetistirilmesi kacinilmazdir ! Eger bir insan olgunlasmis bir vicdana sahipse „ahlaksizliga“ da karsi da hem kendini korumustur, hemde kendinden bir kötülüge sebep verecek „ahlaksiz“ bir harekete izin vermeyecektir .
Ve bir toplumun, toplum bireylerinin hepsini baglayaci kanulari, kamu düzenini düzenleyen kanunlari toplumun hem genel vicdani ve bu vicdandan dogan „ahlakin“ bir göstergesidir.
(simdi hepimiz kizarsiz, meclisteki „vuran, carpan, adam kayiran, özel is pesinde kosan milletvekillere, halbuki bu insanlarda bu topraklarda yetisen insanlar icinden geldiler, demek bu topraklar üzerindeki egitim sistemi ve toplumun genel ahlaki yapisi bu ki, meclistede onlardan bir kismi temsilcileri bulunmakta, yani biz kizarken aslinda yanlis yere kizarak, sorunun cözümüne ulastiracak adimlari atamiyoruz (veya bizi bu yöne yöneltip „attirmiyorlar“?!) )
( simdi bu chat icin de geclerdir ! ;-) )
ama benim fikrimi soracak olursaniz bence insanin Vicdani kendi icinde tasiyor, ve sadece olgunlasmasi gerek, yani ? insanin « aglayan » bir insana kayitsiz kalabiliyorsa iste o an « vicdanini » sorgulamak lazim. Bilmem hic denedimiz mi « bir babayi ufacik cocuklarin yaninda « aci » verdiniz mi ( saka olarak , ve oda saka olarak canin yandigini ve « aglamakli » oldugunu gösterdi mi ?) cocuk neden bir refleks ile aglamaya baslar ? yani akli yetiskin degildir, vicdanin olgunlugundan da bahsedemeyiz bu yastiki cocuklarda, ama bu cocugu aglatan ne ? söyleyim « VICDANI » yontulmamis vicdani.
Kabaca söylemek gerekirse benim gözümde « Vicdanimiz » bize Allah tarafindan yüregmize sokulmus bir « Truva Ati’dir » yani her an o Atin icindeki « asklerler » ile kendini gösterir, ve bu Vicdani hem « iman » etmise vermistir hemde « imansiz » olacagindan emin olduguna ( cünkü iman ettigimz islamin savundugu Allah insanin kaderini cizendir, yani onun imansizin kaderini de tartisilmaz o cizmistir )
O yüzden ben kendi cevremde hep sunu savunmustumdur « Allah’siz olabilirsiniz , ama Vicdansiz asla ! ! « cünkü Allah sonucta kendi ifadesi ile « af edicidir, herseyi af etme gücü vardir, bagislayandir, rahmet sayibidir » ama vicdansizilgin soncularindan olan « Kul hakki » yemegi « af etmeyecegini ögretiler bize » yani ona karsi farz ile yükümlüglüklerimizi af edebilir ama kul hakki yemeyi asla !
evet iman etmis dostlarimiz « Allah »siz ne Ahlakin nede Vicdanin olabilecegini tartisilmaz savunurlar, onlari da öyle kabul etmek lazim.
@Muhabbetci…..
evet dostum, bir Müslüman icin herkesin riski Allah tarafindan bölünmüstür ve verilmektedir / verilecektir, ama iste sen bir vicdansizligin eseri olan « ahlaksizlik » yapip da « o riski izinsiz alirsan » iste o zaman Allah katinda kötülük etmis oluyorsun.
@Savasmak : Insan bir Savasta ne icin Savas yapiliyor ona bakmali, yani ne icin kursun sigiliyor bir birine, savasi da « iyi » veya « kötü » kilan niyetidir. Ve bu niyetin kime en cok faydalari vardir ? Zararlari faydalarindan coksa, kötülüktür ! ama “zorbaya” karsida “bas egmemek” de “iyi” insanlarin yapmasi gereken ilk islerden biridir!
Kötülük menzile varmak icin daha kararlidir, iyilgin ise elini kolunu baglayan, hareketlerini hantallastiran bir cok etken vardir, « ahlakli, vicdanli « olmasi gibi.
Ama toplum icinde toplum bireyleri de suna kesin karar vermeli !
Gecenlerde Tv de gördüm « Bireysel Silahlanmya « HAYIR » Kampanyasi » bu bile aslinda zaman kazanmaktan baska bir amaci yoktur, yani « toplumsal » silahlanma o kadar iyimi ki, Bireysel silahlanma yasak olsun, simdi « toplumsal, « örgütlü » silahlanma ile anlatmak istedigim su « Askerimiz, Polisimiz, Güvenlik Güclerimiz « yani buralarda Silah tasiyan insanlarda sonucta o toplum icinde o toplumun degerleri ile yetisen insanlar, eger bu insanlarin Bireysel sagduyulu Silahin sorumlulugunu tasiyamayacagini düsünüyorsak , bu « sagduyusuz » insanlari Güvenlik Güclerimizin icinden ayiklayabiliyormuyuz ?
Hayvan öldürmek hem toplum icinde tüm deger yargilari acisindan hemde « manevi » deger acisindan hem kötü birseydir hem yasaktir / günah dir, her iki düsünce Sisteminde de Cezasi vardir ! ama bir Hayvani « Allah » adina Kurban edip, onun eti olan ve insanin yasayabilmesi icin gerekli besin maddeleri acisindan, yemek de genelde toplum icinde kabul görmüstür.
@Stella :
senin bu iletindeki degindin filosoflar ve düsünce akimlari cidden en kendi yorumlarinin en kesin savunuculari ve bugüne kadar bu tartisma sürmekte.
Ve bu iki akimi destekleyen veya bundan dogan diger akimlarda hep yorum yapmaktadir. Bazilari mesela « insanoglunun » iki tür güdü olduguna ve bu iki güdüsünü ne kadar yasayabildigi veye bilemedigi ile herseyi yorumlayip ona baglar. Bunlarinda biri « libido » güdüsüdür, ve ucu « üremeye » dayanir, bir digeri ise freud*un «destruktionstrieb (yikici, devrimsel) » ile ortaya attigi bir olgudur. Ve insanoglu kendi icinde olan bir « enerjiyi » kanalise etmekle mesguldur, yasadigi toplum ahlaki ve hayatin kendisinin getirdigi duruma göre « bunlardan ikisinden birine enerjisini » kanalize eder. Eger Libidosunu cesitli nedenlerle yasayamazsa o var olan enerjiyi « yikiciliga » kanalize etmekten baska birseyi kalmamistir.
Islami bir yorum getircek olursak bu iki düsünürün dedigine , Kuran’in söyledigine göre « Insan » tabiyati itibari ile « zayif » bir varliktir, ve « zayifligin » bir sonucu olabilen « kötlülüge » de megilidir. Öyle oldugu icin kendisi « bir deger sistemi savumakatdir « buna tabi olanlar « iyi « insan olarak yetisip toplumsal hayatta yerlerini korular, ve bunlarin soncucu tüm fitriyat yapisi »Zayif » olmasina ragmen iyi olmayi basarilarsa, « cennet » ile mükafatlandirilacaklar !
Ve uzuuuuuun lafin kiasi benim görüsüm ise !
Insanoglu ve icinde dogustan beri tasidigi « vicdani » olmakla birlikte « yontulmamistir » ve yontulmasi gerekmektedir ! bu yontulmayi zaman icinde hem kendisi hemde yasadigi toplumdan etkilenerek yapacaktir / yapmak zorunda / mecburiyetindedir !
Bunu yaparken « manevi » degerlere sarilarak yapar veya « materialist » felsefe etrafinda kendini gelistirir, ama sonucta « ahlakli » insan olup « iyi » karalar alip uygulayan bir « varis’i (ziel) » olmaldir !
Saygilarimla
LyricOnAir